Asbest Nedir? Özellikleri ve İnsan Sağlığına Etkileri
Asbest, doğada kendiliğinden bulunan ve lifli yapısıyla bilinen, endüstride uzun yıllar boyunca ısıya ve aşınmaya karşı dayanıklılığı nedeniyle kullanılmış bir mineral grubudur. Günlük hayatımızda yalıtım malzemelerinden fren balatalarına kadar pek çok alanda karşımıza çıkabilen bu madde, ne yazık ki insan sağlığı üzerinde ciddi tehditler oluşturabilmektedir. Özellikle solunum yoluyla vücuda girdiğinde, akciğerlerde kalıcı hasarlara ve kanser gibi ölümcül hastalıklara yol açabildiği bilinmektedir. Bu yazıda, asbestin ne olduğunu, vücudumuza nasıl girdiğini ve sağlığımızı nasıl etkilediğini detaylıca inceleyeceğiz.
- Asbest Nedir?
- Asbestin Yapısı ve Çeşitleri Nelerdir?
- Asbest Çevrede Kalıcılığı ve Etkileri
- İnsanlar Asbest Maddesine Nasıl Maruz Kalır?
- Asbest Vücuttaki Yolculuğu (Emilim ve Atılım)
- Asbestin İnsan Sağlığına Zararları Nelerdir?
- Asbestozis Hastalığı ve Solunum Üzerindeki Etkileri
- Asbest Akciğer Kanseri Riskini Nasıl Artırır?
- Mezotelyoma ve Asbest İlişkisi
- Plevral Plaklar ve Asbest Kaynaklı Diğer Sorunlar
- Sindirim Sistemi ve Diğer Kanser Türleri
- Çocuklar Asbest Riskinden Nasıl Etkilenir?
- Bağışıklık Sistemi Üzerindeki Etkiler
- Asbest Maddesinden Nasıl Korunuruz?
- Tıbbi Testler ve Teşhis Yöntemleri
- Sigara Kullanımının Kritik Rolü
- Resmî Kurumların Tavsiyeleri ve Yasal Sınırlar
- Asbest ve Su Kalitesi: İçme Suyunuz Güvende mi?
- Sıkça Sorulan Sorular
Asbest Nedir?
Asbest, serpantin ve amfibol olarak iki ana gruba ayrılan, ısıya, ateşe ve kimyasallara karşı son derece dayanıklı, ince ve bükülebilir lifli yapıda doğal silikat minerallerinin genel adıdır.
Asbestin Yapısı ve Çeşitleri Nelerdir?
Asbest aslında tek bir madde değil, benzer özellikler gösteren bir mineral ailesidir ve bu aile temelde iki ana gruba ayrılır: Serpantin ve Amfibol grubu. Serpantin grubunun en bilinen üyesi krizotildir ve “beyaz asbest” olarak da adlandırılır. Bu tür, liflerinin kıvrımlı ve esnek olmasıyla bilinir ve ticari alanda en çok kullanılan asbest türü de budur. Krizotil lifleri, silindir şeklinde kıvrılma eğilimindedir.
Amfibol grubu ise daha sert, düz ve iğne benzeri liflere sahiptir. Bu grupta amosit (kahverengi asbest), krokidolit (mavi asbest), tremolit, aktinolit ve antofillit bulunur. Amfibol grubundaki asbest lifleri, genellikle kırılgandır ve çubuk benzeri bir şekle sahiptirler. Bu yapısal farklılıklar, liflerin vücuttaki davranışını da etkiler; amfibol lifleri vücuda girdiğinde akciğerlerde krizotil liflerine göre daha uzun süre kalma eğilimindedir ve bu nedenle sağlık açısından daha tehlikeli kabul edilirler.
Asbest liflerinin en belirgin özelliği, uzunlamasına ayrılarak daha ince lifçiklere dönüşebilmesidir. Bu lifler suda çözünmezler, buharlaşmazlar ve doğada kolay kolay bozulmazlar. Isıya, ateşe, kimyasal ve biyolojik bozulmalara karşı gösterdikleri bu direnç, onların sanayide popüler olmasını sağlamıştır. Ancak aynı özellikler, bu liflerin insan vücuduna girdiğinde oradan atılmasını da imkânsız hale getirir.
Asbest Çevrede Kalıcılığı ve Etkileri
Asbest lifleri havaya karıştığında uzun süre asılı kalabilir ve rüzgâr veya su akıntılarıyla çok uzak mesafelere taşınabilirler. Büyük lifler ve parçacıklar daha çabuk yere çökse de küçük çaplı lifler havada asılı kalarak soluduğumuz havaya karışabilir. Asbest doğada bozulmadığı için, çevreye yayıldığında neredeyse sonsuza kadar orada kalır. Toprak içinde hareket etmezler, ancak rüzgarla tekrar havalanabilirler.
Doğal kayaçların aşınması sonucu havaya ve suya karışabildiği gibi, asbest içeren üretilmiş ürünlerin (yalıtım malzemeleri, fren balataları, çimento borular vb.) aşınması veya parçalanmasıyla da çevreye yayılabilir. Özellikle eski binaların yıkımı, tadilatı veya asbest içeren atıkların doğru depolanmaması, havadaki asbest yoğunluğunu ciddi oranda artırabilir. Krizotil gibi yaygın türler asidik ortamlarda bir miktar mineral kaybına uğrasa da genel yapıları bozulmadan kalır.
Kırsal alanlarda hava kalitesi genellikle daha temiz olsa da bir metreküp havada yaklaşık 10 lif bulunabilir. Şehirlerde ve sanayi bölgelerinde asbest lifi yoğunluğu bunun 10 katına kadar çıkabilmektedir. Özellikle asbest madenlerine veya işleme tesislerine yakın bölgelerde bu oranlar çok daha yüksek seviyelere, metreküpte 10.000 life kadar ulaşabilmektedir. İç mekanlarda ise asbest içeren malzemelerin durumu belirleyicidir; eğer malzemeler hasar görmüş veya ufalanmışsa, iç ortam havasındaki asbest miktarı dışarıya göre çok daha yüksek olabilir.
İnsanlar Asbest Maddesine Nasıl Maruz Kalır?
İnsanlar asbeste en sık solunum yoluyla maruz kalır. Asbest mineralleri çevrede yaygın olarak bulunur ve büyük doğal yataklarda veya diğer minerallerin içinde kirletici olarak yer alabilir. Örneğin tremolit asbest; krizotil, vermikülit ve talk yataklarında bulunabilir. Havada asılı duran mikroskobik asbest lifleri nefes alındığında akciğerlere ulaşır. Bu lifler, doğal kaynaklardan gelebileceği gibi; yalıtım, otomotiv frenleri, tavan ve yer karoları, alçıpan ve çimento gibi üretilmiş ürünlerin aşınmasıyla da ortaya çıkabilir.
İş yerinde asbestle veya asbestli ürünlerle (madenciler, yalıtım işçileri, fren tamircileri gibi) çalışan kişiler, uygun koruyucu ekipman kullanmadıklarında çok yüksek seviyelerde asbest lifine maruz kalabilirler. Ayrıca, asbest içeren binalarda onarım veya tesisat işleri yapan bakım personeli de risk altındadır. Vermikülit ve talk gibi ürünler asbest içerebildiğinden, bu ürünleri kullananlar da maruziyet yaşayabilir.
Yutma yoluyla da asbeste maruz kalmak mümkündür. Asbestli su içmek veya asbest tozu bulaşmış gıdaları tüketmek, sindirim sistemine asbest girmesine neden olur. Asbest suda çözünmez ancak doğal yatakların erozyonu, atık yığınları veya asbestli çimento borularından kopan lifler suya karışabilir. Çoğu içme suyu kaynağında litrede 1 milyon lifin altında asbest bulunur, ancak bazı bölgelerde bu oran çok daha yüksek olabilir.
Asbest Vücuttaki Yolculuğu (Emilim ve Atılım)
Asbest liflerini soluduğunuzda, bu liflerin bir kısmı hava yollarında ve akciğerlerinizi oluşturan hücrelerde birikir. Vücudun doğal savunma mekanizmaları, bu liflerin çoğunu bir mukus tabakasıyla yakalayıp öksürük veya yutkunma yoluyla boğaza taşır ve buradan mideye yutulur. Bu işlem genellikle birkaç saat içinde gerçekleşir. Ancak akciğerlerin en derin bölgelerine inen lifler çok daha yavaş temizlenir.
Akciğerlerin derinliklerine yerleşen bazı lifler, akciğer dokusu içinde hareket edebilir ve yıllarca orada kalabilir; hatta vücuttan hiç atılmayabilirler. Özellikle amfibol grubu asbest lifleri, krizotil liflerine göre akciğerlerde daha uzun süre tutulur. Zamanla bu lifler akciğer dokusunda birikerek hasara neden olabilir.
Eğer asbest liflerini yutarsanız (sudan veya akciğerlerden temizlenen mukusun yutulmasıyla), liflerin neredeyse tamamı birkaç gün içinde bağırsaklardan geçerek dışkı yoluyla atılır. Ancak az sayıda lif, mide veya bağırsak duvarındaki hücrelere nüfuz edebilir ve çok azı bu duvarı geçerek kana karışabilir. Bu liflerin bazıları diğer dokularda sıkışıp kalırken, bazıları idrarla atılır. Asbest liflerinin deriden geçerek vücuda girmesi ise çok düşük bir ihtimaldir.
Asbestin İnsan Sağlığına Zararları Nelerdir?
Asbestin sağlık üzerindeki en bilinen ve korkulan etkisi, akciğer hastalıkları ve kanserdir. Asbest işçileri üzerinde yapılan çalışmalar, yüksek seviyelerde asbeste maruz kalmanın ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını göstermiştir. Asbeste bağlı hastalıkların ortaya çıkması genellikle uzun yıllar alır, bu süreye “latent dönem” denir ve maruziyetten sonra hastalığın görülmesi 10 ila 40 yıl sürebilir.
Asbeste maruz kalmanın sağlığınıza zarar verip vermeyeceği; maruz kaldığınız doz (ne kadar), süre (ne kadar zaman), lif tipi (mineral yapısı ve boyutu) ve maruziyet şekline bağlıdır. Ayrıca sigara kullanımı gibi diğer kimyasallara maruz kalma durumunuz, yaşınız ve genel sağlık durumunuz da riski etkileyen faktörlerdir.
Asbestozis Hastalığı ve Solunum Üzerindeki Etkileri
Asbest liflerinin uzun süre solunması, akciğer dokusunda “asbestozis” adı verilen ciddi bir hastalığa yol açabilir. Asbestozis, akciğer dokusunun ve akciğer zarının yavaş yavaş yara dokusuyla (fibrozis) kaplanması durumudur. Bu yara dokusu, normal akciğer dokusu gibi esnek değildir ve genişleyip büzülemez, bu da nefes almayı zorlaştırır.
Asbestozis hastalarında nefes darlığı ve sıklıkla buna eşlik eden öksürük görülür. Akciğerlere giden kan akışı azalabilir ve bu durum kalbin büyümesine neden olabilir. Bu hastalık ciddi bir durumdur ve yüksek miktarda asbeste uzun süre maruz kalan kişilerde sakatlığa veya ölüme yol açabilir. Ancak düşük seviyelerde asbeste maruz kalan kişilerde asbestozis genellikle görülmez.
Asbest Akciğer Kanseri Riskini Nasıl Artırır?
Asbest işçilerinde akciğer dokusunun kendisinde kanser gelişme riski artmıştır. Akciğer kanseri genellikle ölümcüldür. Havadaki asbest seviyesinin akciğer hastalığına yol açması, maruz kalınan süre ve maruziyetin üzerinden geçen zaman gibi faktörlere bağlıdır. Sigara kullanımı ise bu riski katlayarak artırır.
Asbest ve sigara dumanı bir araya geldiğinde, akciğer kanseri riski sadece bu iki faktörün risklerinin toplamından çok daha fazla artar; buna “sinerjik etki” denir. Örneğin, sigara içen asbest işçilerinin akciğer kanserinden ölme oranı, sigara içmeyen asbest işçilerine veya asbeste maruz kalmayan sigara içicilerine göre çok daha yüksektir. Bazı çalışmalar, uzun liflerin (5 mikrometreden uzun) kısa liflere göre kanser yapma potansiyelinin daha yüksek olduğunu, ancak kısa liflerin de zararsız olmadığını göstermektedir.
Mezotelyoma ve Asbest İlişkisi
Mezotelyoma, akciğerleri ve karın boşluğunu saran ince zarın (plevra ve periton) kanseridir. Bu kanser türü genel nüfusta oldukça nadir görülür ancak asbest maruziyeti ile çok güçlü bir ilişkisi vardır. Asbest işçilerinde mezotelyoma riski belirgin şekilde artmıştır. Bu hastalık, asbest maruziyetinden hemen sonra değil, genellikle 30-40 yıl gibi uzun bir süre sonra ortaya çıkar.
Mezotelyoma neredeyse her zaman ölümcüldür ve teşhis konulduktan sonra genellikle birkaç ay içinde yaşam kaybı gerçekleşir. Erken teşhis ve müdahalenin sağkalım süresini artırabileceği düşünülmektedir. Amfibol grubu asbest liflerinin (özellikle krokidolit), krizotile göre mezotelyoma yapma riskinin daha yüksek olduğu bazı çalışmalarca öne sürülmüştür.
Plevral Plaklar ve Asbest Kaynaklı Diğer Sorunlar
Asbest maruziyeti, akciğer zarında “plevral plak” adı verilen kalınlaşmış alanlara neden olabilir. Plevral plaklar, mesleki olarak asbeste maruz kalan kişilerde oldukça yaygındır ve bazen yüksek çevresel asbest seviyelerine sahip bölgelerde yaşayanlarda da görülür. Plevral plaklar genellikle solunum üzerinde ciddi bir etki yaratmaz, ancak kişinin asbeste maruz kaldığının bir göstergesidir.
Bazen plevrada yaygın kalınlaşma ve sıvı toplanması (plevral efüzyon) da görülebilir. Yaygın plevral kalınlaşma, akciğerlerin esnekliğini kısıtlayarak solunum fonksiyonlarını bozabilir. Ayrıca, asbest maruziyetinin gırtlak (larinks) kanseri riskini de artırabileceğine dair bazı kanıtlar vardır.
Sindirim Sistemi ve Diğer Kanser Türleri
Asbest liflerinin yutulmasının sağlık üzerindeki etkileri solunum yolu kadar net değildir. İçme sularında asbest liflerine maruz kalan bazı topluluklarda yemek borusu, mide ve bağırsak kanserlerinden ölüm oranlarının ortalamadan yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Ancak bu artışın doğrudan asbestten mi yoksa başka faktörlerden mi kaynaklandığını belirlemek zordur.
Hayvan deneylerinde, gıdalarla çok yüksek dozda asbest verilen hayvanlarda ölümcül kanserlerde artış görülmemiştir, ancak bir çalışmada erkek sıçanların bağırsaklarında iyi huylu tümörlerde artış saptanmıştır. Yine de uluslararası sağlık kuruluşları asbestin yutulmasının sindirim sistemi kanserleri riskini artırabileceği ihtimalini göz ardı etmemektedir. Böbrek, pankreas ve yemek borusu gibi diğer organlarda kanser riskinin arttığına dair işçi çalışmalarından gelen bazı kanıtlar olsa da bu kanıtlar akciğer kanseri ve mezotelyoma kadar güçlü değildir.
Çocuklar Asbest Riskinden Nasıl Etkilenir?
Çocuklar da yetişkinler gibi asbestli havayı soluyarak veya asbestli su içerek bu maddeye maruz kalabilirler. Çocukların akciğer yapısı ve nefes alma alışkanlıkları yetişkinlerden farklıdır, ancak bu farkın liflerin akciğerde kalış süresini nasıl etkilediği tam olarak bilinmemektedir. Çocuklar kilo başına yetişkinlerden daha fazla sıvı tükettikleri için, su yoluyla maruziyetleri oransal olarak daha fazla olabilir.
Özellikle asbestle çalışan ebeveynlerin, iş kıyafetleri üzerinde eve asbest tozu taşıması, çocukların dolaylı yoldan maruz kalmasına neden olabilir. Ayrıca çocuklar oyun oynarken toprakla daha fazla temas ettikleri ve ellerini ağızlarına götürdükleri için, asbestle kirlenmiş toprakları yutma riskleri de vardır. Asbest kaynaklı hastalıkların ortaya çıkması uzun yıllar aldığı için, çocukluk çağındaki maruziyetin etkileri genellikle çocuklukta değil, yetişkinlik döneminde görülür. Ancak önlerinde uzun bir yaşam olduğu için, erken yaşta maruz kalanların hastalık geliştirme riski, hayatının geç döneminde maruz kalanlara göre daha yüksek olabilir.
Bağışıklık Sistemi Üzerindeki Etkiler
Asbestozis veya mezotelyoma gibi asbest kaynaklı hastalıklara sahip işçilerde yapılan çalışmalar, bu kişilerin hücresel bağışıklık sistemlerinde zayıflama olabileceğini göstermiştir. Bağışıklık sistemindeki bu baskılanma, asbeste maruz kalan kişilerde kanser riskinin artmasına katkıda bulunabilir. Ayrıca, bağışıklık sisteminin gücü, neden bazı insanların hasta olurken benzer maruziyete sahip diğerlerinin hasta olmadığını açıklayabilir.
Hayvan deneyleri de asbestin bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan ve dolaylı etkileri olduğunu desteklemektedir. Örneğin, farelerde yapılan deneyler, asbest maruziyetinin akciğerdeki doğal öldürücü hücrelerin (bağışıklık hücreleri) sayısını ve aktivitesini azalttığını göstermiştir.
Asbest Maddesinden Nasıl Korunuruz?
Asbestten korunmanın en temel ve en etkili yolu, asbest liflerini solumaktan kaçınmaktır. Evinizde veya iş yerinizde asbest içeren malzemeler (yalıtım, yer karoları, tavan kaplamaları vb.) bulunuyorsa, bu malzemelerin fiziksel durumu hayati önem taşır. Eğer malzeme sağlamsa, bütünlüğü bozulmamışsa ve parçalanmamışsa, asbest lifleri genellikle havaya karışmaz ve bu durumda doğrudan bir tehlike oluşturmaz. Ancak malzeme hasar görmüşse, ufalanıyorsa, dökülüyorsa veya yapılacak bir tadilat sırasında bütünlüğü bozulacaksa, mikroskobik lifler havaya yayılabilir ve ciddi bir sağlık riski oluşturur. Bu tür durumlarda malzemeye kesinlikle dokunmamak, kesmemek, delmemek veya zımparalamamak gerekir.
Asbestli olduğundan şüphelendiğiniz bir malzeme ile karşılaşırsanız, kesinlikle kendi başınıza müdahale etmemeli ve profesyonel destek almalısınız. Bu konuda eğitim almış uzman bir asbest söküm veya analiz firmasından yardım alarak malzemenin test edilmesini sağlamak en doğru adımdır. Eğer asbest tespit edilirse, bu uzmanlar malzemenin güvenli bir şekilde uzaklaştırılmasını veya yerinde izole edilmesini sağlayacaktır. Asbest sökümü veya kontrol altına alınması işlemleri sırasında, liflerin çevreye yayılmasını önlemek için özel koruyucu ekipmanlar ve yüksek verimli filtreli maskeler kullanılması şarttır.
Ailelerin ve bireylerin maruziyeti azaltmak için dikkat etmesi gereken bazı pratik önlemler şunlardır:
- Evinizde tadilat veya yıkım yapmadan önce, binanın yapım yılını ve kullanılan malzemelerin içeriğini mutlaka kontrol ettirin; eski binalarda asbest riski daha yüksektir.
- Hasar görmüş veya dökülmüş asbestli malzemeleri asla elektrikli süpürgeyle temizlemeye çalışmayın; bu işlem liflerin havaya daha çok yayılmasına ve solunabilir hale gelmesine neden olur.
- Asbest tozu veya kalıntısı olabilecek yüzeyleri temizlerken nemli bezler kullanın ve temizlik sonrası bu bezleri uygun şekilde atın; kuru temizlik tozun havalanmasına yol açar.
- Asbestle çalışılan bir sanayi kolunda veya madende çalışıyorsanız, iş kıyafetlerinizi ve ayakkabılarınızı eve getirmeyin; iş çıkışında mutlaka duş alarak üzerinizdeki tozu arındırın.
Tıbbi Testler ve Teşhis Yöntemleri
Asbeste maruz kalıp kalmadığınızı belirlemek için kullanılan en yaygın yöntem göğüs röntgenidir. Ancak göğüs röntgeni, genellikle sadece uzun süreli ve yoğun maruziyet sonucu akciğerlerde belirgin bir hasar oluştuğunda sonuç verir. Kısa süreli veya düşük düzeyde maruziyetlerin röntgenle tespit edilmesi oldukça zordur çünkü asbest liflerinin kendisi röntgende görülmez; sadece liflerin akciğerde yarattığı tahribat veya kireçlenme gibi dolaylı etkiler görüntülenebilir. Doktorlar, akciğer fonksiyon testleri ve daha detaylı görüntüleme sağlayan bilgisayarlı tomografi (BT) taramaları ile de akciğerlerin durumunu inceleyebilirler.
Asbest maruziyetini kesin olarak belirlemenin en güvenilir yolu, akciğer dokusundan alınan bir parçanın (biyopsi) mikroskop altında incelenmesidir. Bu incelemede akciğer dokusuna saplanmış mikroskobik asbest lifleri tespit edilebilir. Ayrıca balgam, idrar veya dışkı örneklerinde de asbest lifleri aranabilir; ancak bu testler vücuttaki toplam asbest yükünü veya hastalığın ne kadar ilerlediğini tam olarak göstermez. Herkesin vücudunda çevresel faktörlerden dolayı çok düşük miktarda asbest lifi bulunabileceği için, bu testlerin sonuçlarını yorumlamak uzmanlık gerektirir.
Sigara Kullanımının Kritik Rolü
Asbest maruziyeti söz konusu olduğunda, sigara kullanımı riski artıran en büyük faktörlerden biridir. Araştırmalar hem asbeste maruz kalan hem de sigara içen kişilerin akciğer kanserine yakalanma riskinin, bu iki faktörden sadece birine maruz kalanlara göre çok daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Sigara dumanı, akciğerlerin kendini temizleme mekanizmasını zayıflatarak asbest liflerinin akciğer dokusuna daha kolay yerleşmesine ve orada daha uzun süre kalmasına neden olabilir.
Bu nedenle, geçmişte asbeste maruz kalmış kişilerin yapabileceği en önemli sağlık yatırımı sigarayı bırakmaktır. Sigarayı bırakmak, asbestin neden olduğu akciğer kanseri riskini önemli ölçüde azaltabilir. Ayrıca, asbestozis gibi solunum kapasitesini düşüren hastalıkların seyrini yavaşlatmak ve yaşam kalitesini artırmak için de sigaradan uzak durmak hayati önem taşır.
Resmî Kurumların Tavsiyeleri ve Yasal Sınırlar
Halk sağlığını korumak amacıyla devlet kurumları asbest kullanımına ve maruziyetine ciddi kısıtlamalar getirmiştir. Amerika Birleşik Devletleri’nde Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Mesleki Güvenlik ve Sağlık İdaresi (OSHA) gibi kurumlar, havadaki ve sudaki asbest miktarları için yasal sınırlar belirlemiştir. Örneğin, iş yerlerinde havadaki asbest miktarının belirli bir seviyenin (genellikle 0.1 lif/mL) üzerine çıkması yasaktır ve işverenler çalışanlarını korumak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
Ayrıca, okullarda ve kamu binalarında asbest içeren malzemelerin tespiti ve yönetimi konusunda sıkı kurallar uygulanmaktadır. Asbest içeren binaların yıkımı veya tadilatı sırasında çevreye asbest tozu yayılmasını önlemek için özel prosedürler izlenmesi zorunludur. Bu düzenlemeler hem çalışanların hem de genel halkın asbestin zararlı etkilerinden korunmasını amaçlamaktadır.
Maruziyet ve Etki Özeti
Aşağıdaki tablo, asbest maruziyetinin kaynaklarını ve insan vücudu üzerindeki olası etkilerini özetlemektedir. Bu bilgiler, riskleri daha net anlamanıza yardımcı olacaktır.
| Kaynak | Etki | Detay |
| Solunum Havası | Akciğer Kanseri | Sigara kullanımı ile birleşince risk çok artar |
| Yalıtım Malzemesi | Asbestozis | Akciğer dokusunun sertleşmesi ve nefes darlığı |
| İş Kıyafetleri | Aile İçi Maruziyet | Eve taşınan tozlar çocukları ve eşleri etkileyebilir |
| İçme Suyu | Sindirim Sorunları | Yutulan lifler mide ve bağırsak kanseri riskini artırabilir |
| Maden/Toprak | Mezotelyoma | Akciğer zarında oluşan nadir ve ölümcül kanser |
Asbest ve Su Kalitesi: İçme Suyunuz Güvende mi?
Asbest lifleri suda çözünmezler, ancak su kaynaklarına çeşitli yollarla karışabilirler. Doğal asbest yataklarının erozyonu, madencilik atıklarının suya karışması veya içme suyu dağıtım sistemlerinde kullanılan asbestli çimento borularının aşınması, suyun asbestle kirlenmesine neden olabilir. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki içme suyu kaynaklarının çoğunda asbest miktarı litrede 1 milyon lifin altındadır; ancak bazı bölgelerde, özellikle doğal yatakların bulunduğu veya boru hatlarının eskidiği yerlerde bu oran litrede 10 milyon ila 300 milyon lif arasına kadar çıkabilmektedir.
Su yoluyla asbest alımının sağlık etkileri, solunum yolu kadar net olmasa da endişe vericidir. Bazı çalışmalar, içme sularında yüksek oranda asbest bulunan topluluklarda yemek borusu, mide ve bağırsak kanseri oranlarının normalden yüksek olduğunu göstermiştir. Yutulan liflerin çoğu sindirim sisteminden atılsa da, bazı liflerin bağırsak duvarına nüfuz edebileceği ve kan dolaşımına karışabileceği bilinmektedir. Bu nedenle, içme suyunun güvenliği için asbest liflerinin filtrelenmesi ve su dağıtım sistemlerinin düzenli olarak kontrol edilmesi halk sağlığı açısından büyük önem taşır. EPA, içme suyundaki uzun lifler için belirli bir sınır (litre başına 7 milyon lif) önermiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
Asbest soluduğumu nasıl anlarım ve belirtiler ne zaman ortaya çıkar?
Asbest lifleri kokusuzdur ve gözle görülemeyecek kadar küçüktür, bu yüzden soluduğunuz anda bunu fark etmeniz veya hissetmeniz imkansızdır. Asbeste bağlı hastalıkların belirtileri ise maruziyetten hemen sonra ortaya çıkmaz, hastalığın gelişmesi uzun yıllar alır. Genellikle ilk maruziyetten 15 ila 40 yıl sonra nefes darlığı, sürekli öksürük veya göğüs ağrısı gibi şikayetlerle kendini gösterir; bu uzun kuluçka süresi hastalığın sinsi ilerlemesine neden olur.
Vücuda giren asbest lifleri temizlenebilir mi?
Ne yazık ki, akciğerlerin derinliklerine yerleşen asbest liflerini vücuttan tamamen temizlemenin tıbbi bir yolu yoktur. Vücudun savunma hücreleri bu lifleri yok etmeye çalışır ancak liflerin dayanıklı yapısı buna izin vermez ve bazı lifler ömür boyu akciğerde kalabilir. Bu süreçte oluşan iltihaplanma ve yara dokusu kalıcı hasarlara yol açar, bu nedenle asbestten korunmak tedavi etmekten çok daha önemlidir.
Kısa süreli asbest maruziyeti hasta eder mi?
Asbest kaynaklı hastalıklar genellikle uzun yıllar boyunca mesleki olarak yüksek yoğunlukta asbeste maruz kalan kişilerde görülür. Ancak çok yoğun bir asbest bulutuna kısa süreli (birkaç ay veya yıl) maruz kalmak bile ilerleyen yıllarda risk oluşturabilir. Özellikle mezotelyoma gibi kanser türlerinin, düşük düzeyde veya nispeten kısa süreli maruziyetlerde bile ortaya çıkabildiği görülmüştür, bu yüzden her türlü maruziyetten kaçınmak en doğrusudur.
Sigara içmek asbestin zararını artırır mı?
Evet, sigara içmek asbestin akciğerler üzerindeki zararlı etkilerini inanılmaz derecede artırır. Araştırmalar, asbeste maruz kalan ve aynı zamanda sigara içen kişilerin akciğer kanserine yakalanma riskinin, sadece asbeste maruz kalan veya sadece sigara içen kişilere göre katbekat fazla olduğunu göstermektedir. Bu iki faktör birleştiğinde akciğerlerin temizleme kapasitesini düşürerek kanser oluşumunu kolaylaştırır.
Çocuklar asbestten daha mı çok etkilenir?
Çocukların asbeste karşı yetişkinlerden biyolojik olarak daha hassas olup olmadığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, önlerinde yaşayacakları uzun bir ömür olduğu için risk altındadırlar. Asbest hastalıklarının ortaya çıkması uzun yıllar aldığı için, çocuklukta maruz kalan birinin ilerleyen yaşlarda kanser veya akciğer hastalığı geliştirme ihtimali, ileri yaşta maruz kalan birine göre daha yüksektir. Ayrıca çocuklar zemine daha yakın oldukları ve toprakla oynadıkları için tozlu ortamlardan ve topraktaki asbestten daha fazla etkilenebilirler.
Kaynaklar: Asbestos | Toxic Substances | Toxic Substance Portal | ATSDR
...
Yasal Uyarı ve Sorumluluk Reddi: Bu blogda yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve yayınlandığı tarihteki mevcut bilimsel verilere dayanarak hazırlanmıştır. Söz konusu bilgiler, profesyonel tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili herhangi bir soru, endişe veya ihtiyaç durumunda, lütfen bir doktora ya da yetkin bir sağlık kuruluşuna başvurunuz. Bu blogda sunulan bilgilerin kullanımı tamamen okuyucunun sorumluluğundadır. Blog sahibi, yazarlar veya bağlı kuruluşlar, bu içeriklerin doğruluğu, güncelliği veya eksiksizliği konusunda herhangi bir garanti vermez ve bu bilgilerin kullanımından kaynaklanabilecek doğrudan veya dolaylı herhangi bir zarar veya kayıptan sorumlu tutulamaz. Sağlık durumunuza ilişkin kararlar almadan önce, mutlaka bir sağlık uzmanına danışmanız gerektiğini unutmayınız. Bu blog, tıbbi bir hizmet sunmamakta olup yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır.
Housing Filtre Setleri
Arıtma Cihazı Filtre Setleri
Duş Filtreleri
Housing Filtreler
Membran Filtreler
UV Filtreler
Yıkanabilir Filtreler
Analiz Cihazları
Basınç Ayarlayıcılar
Çekvalfler
Clipsler
Fittingsler
Hortum
Housing Anahtarları
Housingler
Musluk
Pompa
Su Analiz Kitleri ve Cihazları
Switchler & Solenoid Valfler
Tank
Valfler
Aktif Karbon Filtreleri
Arsenik Arıtma Sistemleri
Biyolojik Arıtım Sistemleri
Elektrodeiyonizasyon Sistemleri
Endüstriyel Ekipmanlar
Gri Su Arıtma Sistemleri
MBR Arıtım Sistemleri
Ultrafiltrasyon Sistemleri
Yumuşatma Sistemleri