Akromegali, yetişkinlikte büyüme hormonunun uzun süre boyunca normalin üzerinde salgılanmasıyla ortaya çıkan, yavaş ilerleyen fakat tüm vücudu etkileyebilen bir hormonal hastalıktır. [1] [2]

Bu hastalıkta boy uzaması beklenmez; bunun yerine el, ayak ve yüz gibi bölgelerde kemik ve yumuşak doku genişlemesi gelişir. Değişimler yıllar içinde fark edildiği için akromegali tanısı çoğu zaman gecikebilir ve gecikme, eşlik eden hastalıkların artmasına zemin hazırlayabilir. [1] [3] [14]

Aşağıdaki rehberde akromegalinin nedenlerini, günlük yaşamda dikkat çeken belirtilerini, tanıda kullanılan testleri ve güncel tedavi seçeneklerini adım adım, net ve anlaşılır şekilde bulacaksınız.

Akromegali vücutta neleri değiştirir?

Büyüme hormonu (GH) kanda yükseldiğinde karaciğer ve bazı dokular insülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF-1) üretimini artırır. IGF-1, kemik ve yumuşak dokularda büyümeyi tetikleyen ana aracı hormondur. Bu nedenle akromegaliyi sadece “kemik büyümesi” olarak değil; metabolizma, kalp-damar sistemi, solunum, eklemler ve hatta bazı kanser risklerini etkileyebilen çok sistemli bir durum olarak düşünmek gerekir. [1] [2]

Çocuklarda büyüme kıkırdakları henüz kapanmadığı için GH fazlalığı boy uzamasına yol açabilir ve bu tablo “devlik” (gigantizm) olarak adlandırılır. Erişkinlerde ise büyüme plakları kapandığından boy uzaması yerine uç organlarda ve yüzde belirginleşen genişleme ön plandadır. [3]

Akromegali ne kadar sık görülür?

Akromegali nadir görülen bir hastalıktır. Sistematik derlemeler, farklı ülkeler ve veri toplama yöntemleri nedeniyle değişken sonuçlar verse de, toplumda görülme sıklığı genel olarak yüz binde birkaç düzeyindedir. Bir meta-analizde prevalansın yaklaşık 5,9/100.000 kişi ve insidansın yaklaşık 0,38/100.000 kişi-yıl olduğu bildirilmiştir. [7]

Bu sayılar, akromegalinin her hekim tarafından her gün görülecek bir hastalık olmadığını gösterir. Tam da bu yüzden, belirtiler yavaş geliştiğinde hastalığın gözden kaçması kolaydır; tanı gecikmesini azaltmanın en pratik yolu, tipik fiziksel ipuçlarını ve eşlik eden şikayetleri birlikte değerlendirmektir.

Akromegali neden olur?

Hipofiz bezinin aşırı hormon üretmesi

Akromegalinin en sık nedeni, hipofiz bezinde yer alan ve çoğu zaman iyi huylu olan hormon salgılayan bir adenomdur. Bu tümör, GH üretimini artırır; yükselen GH de IGF-1’i yükselterek belirtilerin temel mekanizmasını oluşturur. Bazı şikayetler ise hormon fazlalığından bağımsız olarak tümörün çevre dokulara baskı yapmasına bağlı gelişebilir; örneğin baş ağrısı veya görme alanında daralma gibi. [1] [2] [15]

Daha nadir nedenler: vücut dışında hormon salgılayan tümörler

Daha az sıklıkla, hipofiz dışındaki bazı nöroendokrin tümörler GH ya da GH salgısını artıran hormonları üreterek benzer tabloya yol açabilir. Bu durumlarda hipofiz bezinde belirgin bir adenom görülmeyebilir ve altta yatan odağı saptamak için ek görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç duyulabilir. [1] [15]

Akromegali belirtileri nelerdir?

Akromegali belirtileri genellikle “yavaş ama istikrarlı” bir şekilde ilerler. Birçok kişi, değişimi ancak eski fotoğraflarını veya yıllar içinde değişen yüzük/ayakkabı ölçülerini fark edince anlar. Aşağıdaki bulgular birlikte görüldüğünde akromegali olasılığı güçlenir.

El, ayak ve yüzde belirginleşen değişiklikler

  • Yüzüklerin dar gelmesi veya ayakkabı numarasının zamanla artması. [3] [15]
  • Yüz hatlarının kabalaşması; alt çenenin öne çıkması, alın ve burun bölgesinde belirginleşme. [3] [15]
  • Dilin büyümesine bağlı konuşma ve horlama eğilimi; sesin kalınlaşması. [3] [15]
  • Cildin kalınlaşması ve yağlanması; terlemede artış ve daha belirgin vücut kokusu. [3] [15]

Genel şikayetler ve yaşam kalitesini etkileyen belirtiler

  • Sık veya inatçı baş ağrısı. [3]
  • Uykuda nefes durması (uyku apnesi) ve gün içinde yorgunluk/uyku hali. [3] [13]
  • Eklemlerde ağrı, hareket kısıtlılığı ve zamanla osteoartrit bulguları. [1] [3]
  • Elde uyuşma, karpal tünel sendromuna benzer yakınmalar. [3]

Kadınlarda ve erkeklerde üreme sistemiyle ilgili bulgular

Akromegali, hormonal dengeyi çok farklı düzeylerde etkileyebilir. Bu nedenle kadınlarda adet düzensizliği, erkeklerde sertleşme sorunları ve cinsel istekte azalma gibi şikayetler tabloya eşlik edebilir. Bu yakınmalar tek başına akromegaliyi göstermez; ancak fiziksel değişikliklerle birlikte olduğunda anlam kazanır. [3] [15]

Belirtiler neden bazen fark edilmez?

Çünkü değişim hızlı değildir. Vücut zaman içinde “yeni normale” alışır ve kişi aynaya her gün baktığında farkı seçemez. Ayrıca yüksek tansiyon, tip 2 diyabet veya uyku apnesi gibi sorunlar tek başına sık görüldüğü için, asıl nedenin akromegali olabileceği düşünülmeyebilir. Bu noktada hedef, tek bir belirtiyi yakalamak değil; birden çok ipucunu bir araya getirmektir. [1] [3] [14]

Akromegalide tanı gecikmesi neden sık görülür?

Akromegalide tanı, ilk belirtilerden yıllar sonra konulabilir. Bunun temel nedeni, bulguların yavaş ilerlemesi ve şikayetlerin sık görülen başka hastalıklarla örtüşmesidir. Yayınlarda tanı gecikmesinin 2 yıldan 20 yıldan fazlasına uzanabildiği, ulusal kayıt çalışmalarında ise hastaların önemli bir bölümünde 5-10 yıl ve üzeri gecikmeler yaşandığı bildirilmiştir. [14]

Tanı gecikmesi sadece “daha geç tedavi” anlamına gelmez. Gecikme uzadıkça eşlik eden hipertansiyon, diyabet, uyku apnesi, eklem sorunları ve kırık riskinin artabileceği gösterilmiştir. Bu nedenle şüphe eşiğini düşürmek, uzun vadede daha az komplikasyonla yaşamayı destekleyebilir. [14] [8]

Tedavi edilmezse akromegali hangi hastalıklara zemin hazırlar?

Kontrolsüz akromegalide GH ve IGF-1 fazlalığı; kalp-damar sistemi, metabolizma, solunum ve iskelet sistemi üzerinde birikimli hasara yol açabilir. Bu yüzden akromegali tedavisindeki temel amaç sadece görünümdeki değişiklikleri azaltmak değil, uzun vadeli komplikasyon riskini de düşürmektir. [1] [2] [11]

Kalp ve damar sistemi

Akromegalide hipertansiyon, kalp kasında kalınlaşma (kardiyomiyopati), kalp kapak sorunları ve ritim bozuklukları daha sık görülebilir. Kardiyovasküler sorunlar, hastalığın morbiditesine önemli katkı sağlar ve kontrolsüz hastalıkta yaşam süresini etkileyebilen başlıca alanlardan biridir. [8] [9] [15]

Metabolik etkiler: kan şekeri ve yağlar

GH ve IGF-1 fazlalığı, insülin direncini artırarak kan şekeri düzenini bozabilir ve tip 2 diyabet riskini yükseltebilir. Aynı zamanda kan basıncı ve kan yağları üzerinde de olumsuz etkiler görülebilir; bu tablo kalp-damar riskini katlayabilir. [1] [15]

Solunum ve uyku: uyku apnesi

Yumuşak doku genişlemesi, dil ve üst hava yolu dokularında kalınlaşma ile birleştiğinde horlama ve uyku apnesi gelişebilir. Uyku apnesi; gündüz uykululuk, konsantrasyon güçlüğü ve tansiyon kontrolünde zorlanma gibi sorunlarla yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebilir. [3] [13]

İskelet ve eklemler

Eklemlerdeki kıkırdak ve kemik yapısında değişimler zamanla ağrı ve hareket kısıtlılığı oluşturabilir. Omurga bölgesinde kemikleşme artışı bazı kişilerde sinir basısına bağlı yakınmaları artırabilir. Bu nedenle akromegali kontrol altına alınsa bile, eklem şikayetleri her zaman aynı hızla gerilemeyebilir; erken tanı bu açıdan da önemlidir. [1] [2] [15]

Bağırsak polipleri ve kanser riski konusu

Akromegalide kolonda polip gelişimi ve kolorektal neoplazi ile ilişki uzun yıllardır tartışılmaktadır. Endokrin kılavuzlarında, tanı anında kolonoskopi düşünülmesi ve bulguya/IGF-1 kontrolüne göre izlem aralıklarının planlanması önerileri yer alır. Örneğin bir kılavuzda, polip saptanan veya IGF-1’i yüksek kalmaya devam eden kişilerde 5 yılda bir; polip olmayan ve IGF-1’i normalleşen kişilerde 10 yılda bir kontrol yaklaşımından söz edilmektedir. [2] [10]

Buradaki kritik nokta şudur: kolonoskopi aralığı “tek bir sayı” değildir; kişinin yaşı, aile öyküsü, ilk kolonoskopi bulguları ve hastalığın biyokimyasal kontrol durumu birlikte değerlendirilerek planlanır. Bu planlama mutlaka hekim tarafından yapılmalıdır.

Akromegali şüphesinde ne zaman doktora başvurmalı?

Aşağıdaki durumlar sizde veya bir yakınınızda eş zamanlı görülüyorsa, endokrinoloji değerlendirmesi akla gelebilir. Özellikle “görünümde değişim + metabolik/uyku/eklem yakınmaları” birlikteliği önemlidir.

  1. Son yıllarda yüzüklerin dar gelmesi veya ayakkabı numarasının artması. [3]
  2. Yüz hatlarında belirgin kabalaşma ya da alt çenenin öne çıktığının fark edilmesi. [15]
  3. Yeni başlayan veya zor kontrol edilen yüksek tansiyon ya da tip 2 diyabet. [1]
  4. Şiddetli horlama ve uyku apnesi şüphesi. [3]
  5. Sık baş ağrısı, görmede bulanıklık veya görme alanında daralma. [2]

Bu maddeler “kesin akromegali” anlamına gelmez; ancak kan testi ile tarama yapılması için güçlü bir gerekçe oluşturur. Akromegali nadir olduğundan, tanıya giden yol çoğu zaman basit bir kan testiyle başlar.

Akromegali tanısı nasıl konur?

Tanıda amaç, iki şeyi netleştirmektir: GH-IGF-1 ekseninin gerçekten yüksek olup olmadığı ve bu yüksekliğin kaynağı. Bunun için biyokimyasal testler ve görüntüleme yöntemleri birlikte kullanılır. [2] [4]

1) IGF-1 ölçümü: en pratik tarama testi

IGF-1, gün içinde GH’ye göre daha stabil seyrettiği için, akromegali şüphesinde ilk basamak test olarak tercih edilir. Sonuç mutlaka yaşa ve cinsiyete göre referans aralığıyla birlikte yorumlanmalıdır. Güncel bir uzlaşı raporunda, tipik klinik bulguları olan bir kişide IGF-1’in yaşa göre üst sınırın 1,3 katından fazla olmasının tanıyı güçlü şekilde desteklediği ifade edilmiştir. [1] [4]

IGF-1 yorumunu etkileyebilen durumlar da vardır. Örneğin gebelikte ve geç adölesan dönemde IGF-1 fizyolojik olarak yükselebileceğinden, tek bir sonuca dayanmak yerine klinik tablo ve gerekiyorsa tekrar ölçümle değerlendirme yapmak gerekir. [2] [5]

2) GH baskılanma testi (oral glukoz tolerans testi)

Akromegaliyi doğrulamada klasik yaklaşım, 75 gram glukoz ile yapılan oral glukoz tolerans testinde (OGTT) GH’nin baskılanıp baskılanmadığına bakmaktır. Sağlıklı kişilerde glukoz yüklemesi GH düzeyini belirgin şekilde düşürür; klasik kaynaklarda GH’nin 1 ng/mL altına inmesi beklenir. Bazı güncel kaynaklarda daha duyarlı ölçümlerde <0,4 µg/L gibi daha düşük eşikler de kullanılır. Akromegalide ise GH baskılanması yetersiz kalır ve değerler yüksek seyreder. [5] [6]

OGTT’nin doğru sonuç vermesi için test öncesi hazırlık önemlidir: genellikle bir gece açlık, test sırasında istirahat ve belirli durumlarda (örneğin kontrolsüz diyabet) hekim kontrolünde farklı yaklaşım gerekebilir. Kontrolsüz diyabette testin yorumu daha karmaşık olabileceği için hekim bu noktada kişiye özel karar verir. [6]

3) Görüntüleme: hipofiz MR ve göz değerlendirmesi

Biyokimyasal olarak akromegali düşündüren bulgular varsa, hipofiz bezini değerlendirmek için manyetik rezonans görüntüleme (MR) tercih edilir. Amaç tümörün yerini, boyutunu ve çevre yapılara etkisini göstermektir. Görme alanı yakınması olanlarda, tümörün görme sinirine baskı yapıp yapmadığını anlamak için görme alanı testi gibi ek değerlendirmeler de yapılabilir. [2] [15]

Hipofizde belirgin bir kitle saptanmazsa, daha nadir nedenler için vücudun başka bölgelerine yönelik görüntüleme yöntemleri gündeme gelebilir. Bu aşama, gereksiz tetkik yapılmaması için genellikle endokrinoloji ve ilgili branşların birlikte planladığı bir süreçtir. [15]

Tanıda kullanılan temel testler (özet)

Test / İncelemeNe gösterir?Pratik not
IGF-1 kan testiGH etkisinin daha stabil biyokimyasal göstergesiYaşa/cinsiyete göre yorumlanır; şüphede tekrar ölçüm önemlidir.
OGTT ile GH baskılanmasıGH’nin glukozla baskılanıp baskılanmadığıGenellikle 75 g glukozla yapılır; eşik, laboratuvar yöntemine bağlıdır.
Hipofiz MRAdenomun varlığı, boyutu ve çevre etkisiGörme yakınması varsa görme alanı testi de gündeme gelebilir.

Tablodaki test yaklaşımı, uluslararası kılavuz ve kurum kaynaklarıyla uyumludur. [2] [4] [5] [6]

Akromegali ile karışabilen durumlar

Bazı hastalıklarda yüz hatlarında kabalaşma, el-ayakların büyük görünmesi veya ciltte kalınlaşma gibi “akromegaloid” özellikler görülebilir; ancak bu kişilerde GH-IGF-1 ekseni normaldir. Bu tablo genel olarak “pseudoakromegali” veya “akromegaloidizm” olarak anılır. [15]

Pratikte en önemli ayrım şudur: Akromegalide biyokimyasal olarak IGF-1 yükselir ve OGTT’de GH baskılanması yetersiz kalır; pseudoakromegalide ise dış görünüm benzer olsa da bu hormon testleri akromegaliyle uyumlu değildir.

  • Şiddetli insülin direnci ve bazı nadir metabolik tablolar. [15]
  • Primer hipotiroidi gibi bazı endokrin hastalıkların nadir formları. [16]
  • Bazı genetik aşırı büyüme sendromları (özellikle çocukluk döneminde). [15]

Tanı konduğunda hangi ek değerlendirmeler yapılır?

Akromegali tanısı, çoğu zaman “sadece hipofiz tümörü” anlamına gelmez; eşlik eden hastalıkların sistematik olarak taranması gerekir. Uzlaşı ve kılavuz metinlerinde, başlangıç değerlendirmesinde tansiyon ölçümü, EKG, ekokardiyografi ve uyku apnesi açısından tarama/uyku çalışması gibi adımların önemli olduğu vurgulanmıştır. [13]

Ayrıca kan şekeri ve lipid profili gibi metabolik parametrelerin değerlendirilmesi, eklem ve omurga yakınmalarında görüntüleme/klinik muayene, ve uygun görülen hastalarda kolonoskopi planlaması bu bütüncül yaklaşımın parçasıdır. [1] [2]

Bu taramalar, hem başlangıç riskini netleştirmeye hem de tedaviyle birlikte hangi alanlarda iyileşme beklenebileceğini takip etmeye yardımcı olur.

Akromegali nasıl tedavi edilir?

Tedavinin hedefi nettir: GH ve IGF-1 düzeylerini güvenli aralığa indirmek, tümörün büyümesini durdurmak veya küçültmek, belirtileri azaltmak ve uzun vadeli komplikasyon riskini düşürmek. Hangi tedavinin seçileceği; tümörün boyutu, yerleşimi, cerrahi erişilebilirliği, kişinin yaşı ve eşlik eden hastalıklarına göre planlanır. [2] [11]

Birinci basamak: cerrahi tedavi

GH salgılayan hipofiz adenomlarında, uygun olgularda ilk tercih çoğu zaman cerrahidir. En sık uygulanan yöntem, burun yoluyla yapılan transsfenoidal cerrahidir. Tümör tamamen çıkarılabildiğinde GH ve IGF-1 hızla düşebilir; ayrıca baskıya bağlı baş ağrısı ve görme yakınmalarında da belirgin rahatlama görülebilir. [2] [12]

Cerrahi sonrası hastalığın biyokimyasal değerlendirmesi için IGF-1’in en az 12 hafta sonra ölçülmesi önerilir; çünkü IGF-1’in düşüşü GH’ye göre daha gecikmeli olabilir. Bu süre dolmadan yapılan değerlendirmeler yanıltıcı sonuç verebilir. [2] [4]

İlaç tedavisi: hormon kontrolünü hedefleyen seçenekler

Cerrahinin uygun olmadığı, tümörün tam çıkarılamadığı veya ameliyat sonrası hormon yüksekliğinin sürdüğü durumlarda ilaç tedavileri devreye girer. İlaçlar genellikle üç ana grupta toplanır: büyüme hormonunu baskılayan somatostatin benzeri ilaçlar, bazı hastalarda etkili olabilen dopamin agonistleri ve GH’nin dokulardaki etkisini bloke eden GH reseptör antagonistleri. [2] [12]

Somatostatin benzeri ilaçlar, hipofize “daha az GH üret” sinyali vererek hem hormon düzeylerini düşürmeyi hem de bazı olgularda tümör boyutunu küçültmeyi hedefler. Bu tedaviler çoğunlukla düzenli aralıklarla enjeksiyon şeklinde uygulanır. Yan etki profili kişiden kişiye değişebilse de mide-bağırsak yakınmaları, safra kesesiyle ilgili sorunlar ve kan şekeri kontrolünde değişiklikler izlenebilir; bu nedenle takipte kan testleri ve klinik değerlendirme önemlidir. [12] [15]

GH reseptör antagonistleri, GH’yi düşürmekten çok IGF-1’i normalize etmeyi hedefler; yani hormonun dokularda oluşturduğu etkiyi bloke eder. Bu yaklaşım, bazı hastalarda semptom kontrolünde belirgin fayda sağlayabilir; ancak tümör boyutu üzerine etkisi sınırlı olabilir. Bu nedenle hekim, IGF-1 takibini ve tümör görüntülemesini birlikte planlar. [12] [11]

Radyoterapi: cerrahi ve ilaçlara ek bir seçenek

Tümörün cerrahiyle tamamen çıkarılamadığı ve ilaçlarla yeterli kontrol sağlanamadığı olgularda radyoterapi gündeme gelebilir. Radyoterapinin etkisi genellikle yavaş gelişir; GH ve IGF-1 düzeylerinde anlamlı düşüş için yıllar gerekebilir. Ayrıca zaman içinde diğer hipofiz hormonlarının azalması (hipopitüitarizm) riski bulunduğundan, uzun süreli hormon takibi şarttır. [2] [12]

Geleneksel fraksiyonel radyoterapi haftalar süren seanslar halinde uygulanabilir. Stereotaktik radyocerrahi ise hedefe daha odaklı yüksek dozlar verebilir ve çevre dokuyu daha iyi korumayı amaçlar. Hangi yöntemin seçileceği, tümörün boyutu ve kritik yapılara yakınlığına göre belirlenir. [12]

Tedavi başarısı nasıl izlenir?

Tedavinin başarılı olup olmadığını anlamanın yolu, hem klinik hem biyokimyasal göstergeleri birlikte izlemektir. Klinikte el/ayak şişliği, terleme, baş ağrısı ve uyku kalitesi gibi şikayetlerde gerileme beklenir. Biyokimyasal olarak ise IGF-1’in yaşa uygun normal aralığa gelmesi temel hedeftir; gerektiğinde OGTT ile GH baskılanması da değerlendirilir. [4] [11]

Uzlaşı raporları, ameliyat sonrası ilk yıl içinde IGF-1’in 3-6 ay aralıklarla ölçülerek remisyonun doğrulanmasını, daha sonra durum stabilse 6-12 ay aralıklarla izlemi önermektedir. Bu aralıklar genel bir çerçevedir; tümörün özelliklerine, kullanılan tedaviye ve eşlik eden hastalıklara göre hekim tarafından kişiselleştirilir. [11]

Akromegali ile yaşam: günlük hayatta neler işe yarar?

Akromegali tedavisi, hormon kontrolünün yanında eşlik eden hastalıkların yönetimini de içerir. Yüksek tansiyon, kan şekeri düzensizliği ve uyku apnesi gibi sorunlar erken ele alındığında, uzun vadeli riskler daha iyi yönetilebilir. [1] [13]

Takipte dikkat edilmesi gerekenler

  • Kan basıncını düzenli ölçmek ve hedef değerlere göre hekimle plan yapmak. [1]
  • Kan şekeri ve HbA1c takibini aksatmamak; insülin direnci/diyabet varsa beslenme ve tedavi planını sürdürmek. [1]
  • Uyku apnesi şüphesi varsa uyku testi değerlendirmesine yönelmek ve önerilen tedaviye uyum göstermek. [3] [13]
  • Eklemlerde ağrı ve hareket kısıtlılığı varsa uygun egzersiz, kilo yönetimi ve fizik tedavi planını hekimle belirlemek. [13]

Kilo ve hareket konusu

Akromegali, vücut kompozisyonunu ve metabolizmayı etkileyebildiği için kilo kontrolü her zaman kolay olmayabilir. Buna rağmen net bir gerçek vardır: düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenme, kalp-damar ve metabolik riskleri azaltmanın en güçlü destekleyici adımlarındandır. Hangi egzersizin uygun olduğu, eklem şikayetleri ve kalp durumu gibi faktörlere göre planlanmalıdır. [13] [15]

Akromegali hakkında sık sorulan net sorular

Akromegali kalıcı mıdır?

Akromegali, çoğu zaman bir tümör kaynaklı hormon fazlalığı olduğu için “sebep kontrol altına alınabildiğinde” yönetilebilir bir hastalıktır. Tümörün tamamen çıkarılması veya hormonların ilaçlarla kontrol edilmesiyle remisyon sağlanabilir. Ancak remisyon sonrası bile düzenli takip gerekir; çünkü bazı kişilerde zaman içinde hormonlar tekrar yükselebilir veya tümör büyümesi yeniden görülebilir. [2] [11]

Akromegali tanısı için tek bir test yeterli mi?

Hayır. Pratikte IGF-1 yüksekliği önemli bir başlangıç göstergesidir; ancak tanı, çoğu zaman OGTT ile GH baskılanmasının değerlendirilmesi ve nedenin saptanması için hipofiz MR gibi görüntüleme yöntemleriyle tamamlanır. Bu kombinasyon, yanlış pozitif veya yanlış negatif sonuç riskini azaltır. [2] [4] [5] [15]

Akromegalide boy uzar mı?

Erişkinlerde genellikle boy uzamaz; çünkü uzun kemiklerde büyümeyi sağlayan plaklar kapanmıştır. Bu nedenle akromegalide daha çok el, ayak ve yüz gibi bölgelerde genişleme ile yumuşak dokuda kalınlaşma görülür. Boy uzamasının belirgin olduğu tablo çocukluk çağında gelişirse devlik (gigantizm) olarak adlandırılır. [3]

Akromegali tedavisinde en etkili yaklaşım hangisidir?

“En etkili” yaklaşım hastaya göre değişir; fakat GH salgılayan hipofiz adenomlarında uygun hastada cerrahi genellikle ilk seçenektir. Cerrahiyle tam çıkarım mümkün değilse veya hormon yüksekliği sürerse ilaç tedavileri ve gerektiğinde radyoterapi ile kombine bir plan yapılır. Amaç, biyokimyasal kontrolü sağlamak ve eşlik eden hastalık risklerini azaltmaktır. [2] [12] [11]

Tedavi sonrası değişimler ne kadar sürede fark edilir?

Bazı şikayetler (örneğin terleme, baş ağrısı veya yumuşak dokudaki şişlik) hormonlar kontrol altına alındıkça daha hızlı gerileyebilir. Buna karşılık kemik yapısındaki değişikliklerin tamamen eskiye dönmesi her zaman mümkün değildir; bu nedenle erken tanı önemli bir avantaj sağlar. Radyoterapi uygulanmışsa hormon düzeylerindeki düşüş daha yavaş olabileceğinden takip süreci de uzun soluklu olur. [2] [12]

Akromegaliyi tek sayfada özetlersek

  • Akromegali, yetişkinlikte GH ve IGF-1 fazlalığıyla giden, yavaş ilerleyen bir hastalıktır. [1]
  • En sık neden hipofiz adenomudur; baş ağrısı ve görme sorunları baskıya bağlı görülebilir. [2]
  • En tipik fiziksel ipuçları el-ayak büyümesi ve yüz hatlarında kabalaşmadır. [3] [15]
  • Tanıda ilk adım IGF-1; doğrulamada OGTT ile GH baskılanma testi ve hipofiz MR kullanılır. [4] [5]
  • Tedavi cerrahi, ilaç ve radyoterapinin kişiye özel kombinasyonudur; amaç hormon kontrolü ve komplikasyon riskini azaltmaktır. [11]

Kaynaklar

  • [1] NIDDK. Acromegaly (Bilgilendirme sayfası). https://www.niddk.nih.gov/health-information/endocrine-diseases/acromegaly
  • [2] Katznelson L, Laws ER Jr, Melmed S, et al. Acromegaly: An Endocrine Society Clinical Practice Guideline. J Clin Endocrinol Metab. 2014;99(11):3933-3951. https://academic.oup.com/jcem/article/99/11/3933/2836347
  • [3] NHS. Acromegaly (Belirtiler, tanı ve tedavi). https://www.nhs.uk/conditions/acromegaly/
  • [4] Giustina A, et al. Consensus on criteria for acromegaly diagnosis and remission. Pituitary. 2023. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC10837217/
  • [5] NIDDK. Acromegaly (Hasta bilgilendirme PDF). https://www.niddk.nih.gov/-/media/Files/Endocrine-Diseases/Acromegaly_508.pdf
  • [6] Royal United Hospitals Bath NHS Foundation Trust. Glucose Tolerance Test for suspected Acromegaly Protocol (2025). https://www.ruh.nhs.uk/pathology/documents/clinical_guidelines/BIO_004_Glucose_Tolerance_Test_for_Acromegaly_Protocol.pdf
  • [7] Crisafulli S, et al. Global epidemiology of acromegaly: a systematic review and meta-analysis. Endocrine. 2021. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34061771/
  • [8] Ramos-Leví AM, Marazuela M. Bringing Cardiovascular Comorbidities in Acromegaly to an Update. Front Endocrinol (Lausanne). 2019. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC6423916/
  • [9] Elbaum M, et al. Cardiovascular complications of acromegaly. Front Endocrinol (Lausanne). 2018. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC6525769/
  • [10] Dworakowska D, Grossman AB. Colonic Cancer and Acromegaly. Front Endocrinol (Lausanne). 2019. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC6598305/
  • [11] Melmed S, et al. Consensus on acromegaly therapeutic outcomes: an update. Nat Rev Endocrinol. 2025. https://www.nature.com/articles/s41574-025-01148-2
  • [12] Fleseriu M, et al. A Pituitary Society update to acromegaly management guidelines. Pituitary. 2020. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC7864830/
  • [13] Melmed S, et al. A consensus on the diagnosis and treatment of acromegaly. Pituitary. 2012/2013. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC3730092/
  • [14] Chiloiro S, et al. Impact of the diagnostic delay of acromegaly on bone health. Front Endocrinol (Lausanne). 2022. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC9362053/
  • [15] Carroll PV, et al. Acromegaly. Endotext (NCBI Bookshelf). 2022. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK279097/
  • [16] Kumar KVSH, et al. Primary hypothyroidism presenting as pseudoacromegaly. J Postgrad Med. 2012. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/21805092/

...

author-avatar

Hakkında Ethic Water

Ethic Water, su arıtma teknolojileri alanında yıllara dayanan tecrübesiyle hizmet veren güvenilir ve uzman bir firmadır. Temiz ve sağlıklı suya erişimi herkes için mümkün kılma misyonuyla yola çıkan Ethic Water; su arıtma cihazları, içme suyu kalitesi ve suyun insan sağlığı üzerindeki etkileri hakkında güncel ve bilimsel içerikler üretmektedir. Yayınladığı blog yazılarında, hakemli akademik dergilerde yayımlanmış bilimsel çalışmalardan alıntılar ve güncel literatür taramaları kullanarak bilgi sunmaya özen gösterir. Profesyonel teknik kadrosu ve etik hizmet anlayışıyla müşterilerine sürdürülebilir çözümler sunan Ethic Water, suyun yaşam için taşıdığı önemi anlatan bilgilendirici blog yazılarıyla da fark yaratmayı hedeflemektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir