Blog
Adenom Nedir? Çeşitleri, Belirtileri ve Tedavisi
Adenom, vücuttaki bez (gland) hücrelerinden veya bez benzeri özellik gösteren epitel dokudan gelişen, çoğu zaman iyi huylu (kanser olmayan) bir tümör tipidir. Adenomlar genellikle yavaş büyür; buna rağmen bulundukları organda bası yaparak şikayetlere yol açabilir ya da hormon üreten bir bezde geliştiyse hormon dengesini bozabilir. [1]
- Adenom Nedir ve Neden Oluşur?
- Adenom Her Zaman Masum mudur?
- Adenom Çeşitleri Nasıl Sınıflandırılır?
- En Sık Görülen Adenom Türleri
- Adenom Belirtileri Nelerdir?
- Acil Değerlendirme Gerektirebilen Uyarı İşaretleri
- Adenom Teşhisi Nasıl Konur?
- Adenom Türlerini Hızlı Karşılaştırma Tablosu
- Adenom Nasıl Tedavi Edilir?
- Takip Aralığı: Hangi Adenomda Ne Sıklıkla Kontrol Gerekir?
- Adenom Riskini Azaltmak Mümkün mü?
- Kolorektal Tarama ve Adenom: ‘Belirti Beklemek’ Doğru Değil
- Pleomorfik Adenomda Nüks ve Kötü Huylu Dönüşüm: Net Sayılar Ne Söyler?
- Hipofiz Adenomu ve Hormonlar: Belirtiyi Hormon Belirler
- Sürrenal Adenomda Hormon Taraması: Hangi Test, Hangi Amaçla?
- Adenom Hakkında Sık Sorulan Sorular
- Kaynaklar
Birçok adenom tesadüfen saptanır ve yıllarca sessiz kalabilir. Ancak bazı durumlarda boyut artışı, kanama, çevre dokulara baskı veya hormon fazlalığı nedeniyle belirgin yakınmalar ortaya çıkar. Bu yüzden adenom tanısı alan kişide temel hedef; adenomun yerini, hormon üreten bir yapı olup olmadığını, komşu dokulara etkisini ve uzun vadeli riskini netleştirmektir. [2]
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi kararı mutlaka hekim değerlendirmesiyle verilmelidir.
Adenom Nedir ve Neden Oluşur?
Adenom, bez dokusunun “kontrolsüz ama çoğunlukla sınırlı” çoğalmasıyla oluşur. Kötü huylu tümörlerde görülen invazyon (çevre dokuyu istila etme) ve metastaz (uzak yayılım) adenomlarda tipik değildir. Buna karşın bazı adenomlar zaman içinde prekanseröz değişiklikler gösterebilir; özellikle kalın bağırsakta görülen adenomatöz polipler bu açıdan yakından izlenir. [3]
Adenomların kesin nedeni her organ için aynı değildir. Genetik yatkınlık, hücre çoğalmasını düzenleyen mekanizmalardaki bozulmalar, yaşla birlikte biriken hücresel hasar ve bazı çevresel faktörler rol oynayabilir. Örneğin kolon adenomlarında yaşın ilerlemesi ve yaşam tarzı riskleri, tarama programlarının önemini artırır. [4]
Adenom Her Zaman Masum mudur?
Adenomların büyük kısmı iyi huyludur. Yine de “masum” ifadesi her zaman aynı şeyi anlatmaz. İki farklı risk hattı vardır: Birincisi, adenomun bulunduğu yerde bası yaparak işlevi bozmasıdır (örneğin hipofizde görme sinirine baskı). İkincisi ise bazı adenom tiplerinin zaman içinde kötü huylu dönüşüm veya prekanseröz değişim potansiyelidir. Kolon adenomatöz polipleri bu ikinci gruba en klasik örneklerden biridir. [3]
Adenom Çeşitleri Nasıl Sınıflandırılır?
Adenomlar genellikle üç temel ölçüte göre sınıflandırılır: geliştikleri organ (örneğin hipofiz, paratiroid, böbrek üstü bezi, kolon, tükürük bezleri), mikroskobik yapı (tübüler, villöz gibi) ve fonksiyon (hormon salgılayan veya salgılamayan). Bu sınıflandırma, hem şikayetlerin anlaşılmasını hem de takip ve tedavi planının belirlenmesini sağlar.
En Sık Görülen Adenom Türleri
Klinik pratikte sık karşılaşılan adenom türleri arasında hipofiz adenomları, paratiroid adenomları, böbrek üstü bezi (sürrenal) adenomları, kolon adenomatöz polipleri ve tükürük bezi kaynaklı pleomorfik adenomlar öne çıkar.
Hipofiz Adenomu
Hipofiz bezi, vücudun hormon dengesini yöneten ana kontrol merkezlerinden biridir. Hipofiz adenomları hormon salgılayan (fonksiyonel) veya hormon salgılamayan (nonfonksiyonel) olabilir. Boyuta göre 1 cm’den küçük lezyonlar mikroadenom, 1 cm ve üzeri lezyonlar makroadenom olarak anılır. Makroadenomlar büyüdükçe görme sinirlerinin kesişim bölgesine baskı yaparak görme alanı kaybına yol açabilir. [5]
Fonksiyonel hipofiz adenomları en sık prolaktin, büyüme hormonu veya ACTH gibi hormonların aşırı üretimiyle belirti verir. Bu durumda şikayetler sadece baş ağrısı veya görme sorunlarıyla sınırlı kalmaz; adet düzensizliği, süt gelmesi, akromegali bulguları veya Cushing hastalığına özgü değişiklikler de görülebilir. [6]
Paratiroid Adenomu
Paratiroid bezleri kalsiyum dengesini düzenleyen parathormon (PTH) salgılar. Paratiroid adenomu, bu bezlerden birinde gelişen iyi huylu bir kitle olup primer hiperparatiroidiye yol açabilir. Primer hiperparatiroidide kanda kalsiyum yükselir ve kemik mineral kaybı ile böbrek taşı riski artabilir. [7]
NIDDK’nin hasta bilgilendirme kaynaklarında primer hiperparatiroidili kişilerin yaklaşık 8/10’unda nedenin tek bir paratiroid adenomu olduğu belirtilir. Bu oran, paratiroid adenomunun klinikte neden bu kadar sık gündeme geldiğini açıklar. [7]
Sürrenal (Böbrek Üstü Bezi) Adenomu
Böbrek üstü bezlerinde görülen adenomlar çoğu zaman görüntüleme sırasında tesadüfen saptanır (adrenal insidentaloma). Bu kitlelerin büyük bölümü hormon üretmez ve iyi huyludur; ancak bazıları kortizol veya aldosteron gibi hormonları fazla üreterek klinik tablo oluşturabilir. [8]
Güncel Avrupa Endokrinoloji Derneği (ESE) kılavuzu, adrenal insidentalomalarda temel yaklaşımın iki soruya yanıt vermek olduğunu vurgular: Kitle kötü huylu olabilir mi ve hormon üretiyor mu? Bu iki soru, izlemin sıklığını ve ameliyat gereksinimini belirler. [9]
Kolon Adenomu (Adenomatöz Polip)
Kolon adenomları, kalın bağırsağın iç yüzeyinde polip şeklinde gelişen adenomatöz lezyonlardır. Kolorektal kanserlerin önemli bir kısmı zaman içinde poliplerden geliştiği için, kolon adenomlarının saptanması ve çıkarılması kanserden korunmada kritik bir adımdır. [10]
Kolon adenomları mikroskobik yapıya göre tübüler, villöz veya tübülovillöz olarak sınıflanır. Genel kural olarak villöz bileşen arttıkça ve polip boyutu büyüdükçe ileri lezyon riski yükselir; bu nedenle patoloji raporu ve polip boyutu takip aralığını doğrudan etkiler. [3]
Pleomorfik Adenom (Tükürük Bezi)
Pleomorfik adenom, tükürük bezlerinin en sık görülen iyi huylu tümörlerinden biridir. Genellikle ağrısız, yavaş büyüyen bir şişlik şeklinde fark edilir. Çoğu olguda tedavi yaklaşımı cerrahi çıkarımdır; bunun nedeni, uzun yıllar içinde küçük de olsa kötü huylu dönüşüm ihtimalinin bulunması ve kitlenin büyüyerek estetik veya fonksiyonel sorunlara neden olabilmesidir. [11]
Adenom Belirtileri Nelerdir?
Adenom belirtileri iki ana mekanizma üzerinden gelişir: Bası etkisi (kitle büyüyüp çevre dokulara baskı yaptığında) ve hormonal etki (hormon fazlalığı veya nadiren hormon eksikliği). Hormon üretmeyen küçük adenomlar çoğu zaman belirti vermez ve tesadüfen bulunur.
Bası Etkisine Bağlı Belirtiler
Bası etkisi, adenomun bulunduğu organa göre farklı yakınmalar oluşturur. Örneğin hipofiz makroadenomlarında baş ağrısı ve görme alanı kaybı öne çıkabilir. Tükürük bezindeki pleomorfik adenomlar ise yüz bölgesinde fark edilen, yavaş büyüyen kitle şeklinde görülebilir. [5]
Hormonal Etkiye Bağlı Belirtiler
Hormon üreten adenomlarda tablo daha sistemiktir. Hipofizde prolaktin fazlalığı adet düzensizliği ve süt gelmesine; büyüme hormonu fazlalığı yüz, el ve ayaklarda büyüme ile seyreden akromegaliye; ACTH fazlalığı ise Cushing hastalığına özgü kilo artışı, kas zayıflığı ve cilt değişikliklerine yol açabilir. [6]
Paratiroid adenomunda PTH fazlalığı kalsiyumun yükselmesine neden olur. Bu durum yorgunluk, kas güçsüzlüğü, kemik ağrıları, depresif yakınmalar, kabızlık, böbrek taşı ve osteoporoz gibi bulgularla ilişkilidir. [7]
Sürrenal adenom hormon üretiyorsa klinik, üretilen hormona göre değişir. Kortizol fazlalığı kilo artışı, ciltte incelme ve mor çizgiler gibi bulgularla; aldosteron fazlalığı ise dirençli hipertansiyon ve potasyum düşüklüğü ile kendini gösterebilir. [9]
Acil Değerlendirme Gerektirebilen Uyarı İşaretleri
Aşağıdaki bulgular adenom şüphesinde veya bilinen adenom varlığında gecikmeden tıbbi değerlendirme gerektirebilir:
- Yeni başlayan veya hızla artan görme kaybı, çift görme
- Şiddetli ve ani baş ağrısı (özellikle bulantı-kusma veya bilinç değişikliği eşlik ediyorsa)
- Kontrolsüz yüksek tansiyon, kas güçsüzlüğü ve belirgin potasyum düşüklüğü
- Tekrarlayan böbrek taşı, açıklanamayan kemik kırığı veya belirgin osteoporoz
- Dışkıda kan görülmesi veya nedeni açıklanamayan demir eksikliği
Adenom Teşhisi Nasıl Konur?
Adenom tanısı, şikayetlerin analizi, fizik muayene, görüntüleme yöntemleri ve gerektiğinde laboratuvar testlerinin birlikte değerlendirilmesiyle konur. Tanıda amaç sadece “kitle var mı?” sorusunu yanıtlamak değil; aynı zamanda kitlenin fonksiyonel olup olmadığını, çevre yapılara etkisini ve risk profilini belirlemektir.
Görüntüleme Yöntemleri
Hipofiz lezyonlarında manyetik rezonans (MR) temel görüntüleme yöntemidir. Sürrenal adenomlarda BT ve/veya MR ile lezyonun özellikleri (yoğunluk, homojenlik, sınırlar) değerlendirilir. Kolon adenomlarında ise kolonoskopi hem tanı hem de tedavi (polip çıkarımı) açısından kilit işlemdir. [9]
Pituitary Society tarafından yayımlanan güncel konsensüs raporları, hipofiz insidentalomalarında MR ile boyut takibi ve hormon değerlendirmesinin, olası komplikasyonların erken yakalanması için önemli olduğunu vurgular. [12]
Kan ve İdrar Testleri
Hormon üreten adenom şüphesinde ilgili hormonların kan ve/veya idrar düzeyleri ölçülür. Paratiroid adenomunda kalsiyum ve PTH; sürrenal insidentalomada hormon fazlalığını taramaya yönelik testler; hipofiz lezyonlarında ise hipofiz hormon paneli değerlendirilir. [9]
Patoloji (Biyopsi / Çıkarılan Doku İncelemesi)
Bazı organlarda kesin tanı için doku incelemesi gerekir. Kolonda polip çıkarımı sonrası patoloji, adenomun alt tipini, displazi derecesini ve takip aralığını belirler. Tükürük bezinde ise görüntüleme ve klinik değerlendirmeye ek olarak ince iğne aspirasyon biyopsisi gibi yöntemler tanıda kullanılabilir; nihai karar hekim tarafından olgu bazında verilir.
Adenom Türlerini Hızlı Karşılaştırma Tablosu
| Adenom türü | Sık etki mekanizması | Tipik belirti | Temel tanı aracı | Sık yaklaşım |
| Hipofiz adenomları | Hormon fazlalığı / bası | Baş ağrısı, görme alanı kaybı | Hipofiz MR + hormon testleri | İzlem, ilaç veya cerrahi |
| Paratiroid adenomu | PTH fazlalığı | Böbrek taşı, osteoporoz | Kalsiyum + PTH | Çoğunlukla cerrahi |
| Sürrenal adenomu | Hormon yokluğu veya fazlalığı | Sessiz veya hipertansiyon bulguları | BT/MR + hormon taraması | İzlem veya cerrahi |
| Kolon adenomu | Prekanseröz dönüşüm riski | Çoğu sessiz, bazen kanama | Kolonoskopi + patoloji | Polipektomi + takip |
| Pleomorfik adenom | Yavaş büyüyen kitle | Ağrısız şişlik | Klinik + görüntüleme | Cerrahi çıkarım |
Adenom Nasıl Tedavi Edilir?
Adenom tedavisi, tümörün yerleşimi, boyutu, hormon üretip üretmediği, hastanın yaşına ve eşlik eden hastalıklara göre planlanır. Bazı adenomlarda en doğru yaklaşım sadece düzenli izlemken; bazı durumlarda ilaç tedavisi, endoskopik girişimler veya cerrahi gerekir.
1) Gözlem ve Düzenli İzlem
Belirti vermeyen ve hormon üretmeyen küçük adenomlarda “bekle-gör” yaklaşımı tercih edilebilir. Bu yaklaşımda amaç, büyüme veya fonksiyon kazanımı gibi değişiklikleri erken yakalamaktır. Örneğin adrenal insidentalomalarda güncel ESE kılavuzu; görüntüleme özellikleri iyi huylu ile uyumlu olan lezyonlarda gereksiz tekrar tetkiklerden kaçınmayı, riskli özellikler varsa daha yakın izlemeyi önerir. [9]
2) İlaç Tedavisi
Bazı adenomlarda ilaçlar birincil tedavi olabilir. Özellikle prolaktin üreten hipofiz adenomlarında dopamin agonistleri ile prolaktin düzeyinin düşürülmesi ve tümörün küçülmesi sağlanabilir; diğer hormon üreten hipofiz adenomlarında ise hastalığın tipine göre farklı ilaç seçenekleri gündeme gelebilir. [6]
3) Endoskopik veya Cerrahi Tedavi
Cerrahi, adenomun bası etkisiyle önemli şikayet oluşturduğu, hormon fazlalığının ciddi sonuçlara yol açtığı veya lezyonun kanser şüphesi taşıdığı durumlarda öne çıkar. Kolon adenomlarında poliplerin çoğu kolonoskopi sırasında polipektomi ile çıkarılır; bu işlem hem tanısal hem koruyucu bir girişimdir. [3]
Paratiroid adenomunda primer hiperparatiroidi tanısı kesinleştiğinde, uygun hastalarda cerrahi tedavi kalıcı çözüm sağlayabilir. 2022 güncellemesiyle yayımlanan uluslararası kılavuzlar; kalsiyum düzeyi belirgin yüksek olan, osteoporoz veya kırığı bulunan, böbrek taşı/nefrokalsinozu olan ya da böbrek fonksiyonu azalan hastalarda cerrahinin güçlü biçimde düşünülmesini önerir. [13]
4) Radyoterapi (Seçilmiş Olgularda)
Radyoterapi genellikle hipofiz adenomlarında, cerrahi sonrası rezidüel doku kaldığında veya cerrahiye uygun olmayan olgularda gündeme gelir. Amaç tümörün büyümesini durdurmak ve hormon fazlalığını kontrol altına almaktır. Hangi hastada, hangi teknikle uygulanacağı uzman ekip tarafından belirlenir.
Takip Aralığı: Hangi Adenomda Ne Sıklıkla Kontrol Gerekir?
Takip sıklığı, adenomun türüne göre değişir. Aşağıdaki bilgiler, kılavuzlarda yer alan genel çerçeveyi anlatır; kişiye özel plan hekim tarafından oluşturulur.
Kolon Adenomu Sonrası Kolonoskopi Aralıkları
U.S. Multi-Society Task Force’un 2020 kılavuzuna göre, iyi hazırlanmış bir kolonoskopi ve tam polip çıkarımı sonrasında önerilen kontrol aralıkları özetle şöyledir: [3]
- 1-2 adet tübüler adenom, her biri 10 mm’den küçükse: 7-10 yıl sonra kontrol kolonoskopi.
- 3-4 adet tübüler adenom, her biri 10 mm’den küçükse: 3-5 yıl sonra kontrol.
- 5-10 adet adenom veya 10 mm ve üzeri adenom ya da villöz özellik veya yüksek dereceli displazi varsa: 3 yıl sonra kontrol.
- 10’dan fazla adenom saptandıysa: 1 yıl içinde kontrol ve altta yatan genetik risk açısından değerlendirme.
Bu aralıklar, poliplerin patoloji ve sayısına göre kanser riskini azaltmaya yönelik planlanmıştır. [3]
Adrenal (Sürrenal) Adenomda İzlem Mantığı
Adrenal insidentalomalarda izlem, kitlenin görüntüleme özellikleri ve hormon üretimi üzerine kuruludur. ESE 2023 kılavuzu; iyi huylu görünümlü, hormon üretmeyen küçük lezyonlarda gereksiz tekrar görüntülemeden kaçınmayı; şüpheli radyolojik özellik, büyüme veya hormon fazlalığı saptanan olgularda ise daha yakın izlem ve/veya cerrahi değerlendirmeyi önerir. [9]
Hipofiz Adenomunda İzlem Mantığı
Hipofiz insidentalomalarında izlem; tümör boyutu, görme siniriyle ilişkisi ve hormon profiline göre yapılır. Endocrine Society’nin kılavuzunda ve daha güncel Pituitary Society konsensüslerinde, belirti vermeyen lezyonlarda düzenli MR takibi, görme alanı değerlendirmesi (gerekliyse) ve hormon testlerinin uygun aralıklarla tekrarlanması önerilir. [12]
Adenom Riskini Azaltmak Mümkün mü?
Tüm adenomlar için “kesin koruyucu” bir yöntem yoktur; çünkü bazıları genetik ve yaşla ilişkili mekanizmalarla oluşur. Yine de kolon adenomları söz konusu olduğunda tarama programlarına katılmak, riskin en somut şekilde azaltıldığı alandır. CDC, kolorektal kanserin çoğunlukla prekanseröz poliplerden geliştiğini ve taramanın bu polipleri kanserleşmeden önce saptayıp çıkarabildiğini vurgular. [10]
Ayrıca sigarayı bırakmak, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı kiloyu korumak ve liften zengin beslenme gibi yaşam tarzı adımları, kolon kanseri risk faktörleriyle ilişkilidir ve genel sağlık açısından da fayda sağlar. [14]
CDC’nin tarama bilgilendirmesinde, ortalama riskli bireylerde düzenli taramanın 45 yaş civarında başlaması gerektiği vurgulanır. Hangi testin seçileceği ve aralıklar, kişinin risk durumuna göre hekimle birlikte belirlenir. [10]
Kolon adenomlarının önemli bir kısmı belirti vermez. Bu yüzden ‘şikayetim yok’ demek, ‘polip yok’ anlamına gelmez. CDC, kolorektal kanserin çoğunlukla prekanseröz poliplerden geliştiğini ve tarama testlerinin bu polipleri kanserleşmeden önce saptayıp çıkarabildiğini açıkça belirtir. [10]
Kolorektal Tarama ve Adenom: ‘Belirti Beklemek’ Doğru Değil
Bu nedenle pratik yaklaşım çoğu zaman şudur: Kitle doğrulandıktan sonra cerrahiyle çıkarım planlanır ve ardından olguya göre kontrol muayeneleri yapılır. Takip planı; tümörün boyutu, yerleşimi, çıkarımın sınırları ve patoloji bulgularına göre kişiselleştirilir.
Kötü huylu dönüşüm açısından, JAMA Otolaryngology’de yayımlanan bir kohort çalışmada, klinik ve sitolojik olarak iyi huylu görünen ancak tedavi edilmeden izlenen parotis pleomorfik adenomlarında ‘carcinoma ex pleomorphic adenoma’ saptanma oranı %3,2 olarak raporlanmıştır. Bu oran düşük görünse de, uzun vadeli risk konuşulurken hastaya net bir çerçeve sunar. [16]
2025 yılında yayımlanan bir sistematik derleme, pleomorfik adenomlarda nüks oranlarının kullanılan cerrahi yaklaşıma ve çıkarımın yeterliliğine göre geniş bir aralıkta raporlanabildiğini (yaklaşık %1 ile %45 arasında) ve bu nedenle uygun cerrahi planlama ile düzenli kontrolün önemli olduğunu vurgular. [15]
Pleomorfik adenomların çoğu iyi huylu seyirlidir; ancak iki başlık klinikte özel önem taşır: nüks (tekrar) ve uzun vadede kötü huylu dönüşüm olasılığı. Bu iki risk, genellikle cerrahi tekniğin kalitesi ve tümörün uzun süre tedavisiz kalması gibi faktörlerle ilişkilidir.
Pleomorfik Adenomda Nüks ve Kötü Huylu Dönüşüm: Net Sayılar Ne Söyler?
Bu tabloların her biri için doğrulayıcı testler farklıdır ve tedavi hedefi ‘hormonu normalleştirmek’ veya ‘basıyı ortadan kaldırmak’ olabilir. [6]
- Nonfonksiyonel adenom: Hormon üretmeyebilir; büyüdükçe baş ağrısı ve görme alanı kaybı gibi bası belirtileri öne çıkar.
- TSH fazlalığı (daha nadir): Tiroid hormon yüksekliği ile çarpıntı, kilo kaybı ve ısı intoleransı.
- ACTH fazlalığı: Cushing hastalığı; santral kilo artışı, kas güçsüzlüğü, ciltte incelme ve mor çizgiler.
- Büyüme hormonu fazlalığı: Yetişkinde akromegali; yüz hatlarında kabalaşma, el-ayaklarda büyüme ve eklem yakınmaları.
- Prolaktin fazlalığı: Kadında adet düzensizliği ve süt gelmesi; erkekte cinsel istekte azalma ve infertilite bulguları.
Hipofiz adenomlarında pratikte en sık karşılaşılan hormon senaryoları şunlardır:
NINDS ve NCI kaynakları, hipofiz tümörlerinde baş ağrısı ve görme sorunlarının bası etkisiyle; bazı sistemik belirtilerin ise hormon fazlalığıyla ilişkili olabileceğini belirtir. Bu ayrım, tanı testlerinin seçimini ve tedavi hedefini doğrudan değiştirir. [1]
Hipofiz adenomlarında aynı boyuttaki iki tümör tamamen farklı şikayetlere yol açabilir; çünkü tabloyu çoğu zaman üretilen hormon belirler. Bu nedenle “hipofiz adenomu var” cümlesi tek başına yeterli değildir; hangi hormonun nasıl etkilendiği netleşmelidir.
Hipofiz Adenomu ve Hormonlar: Belirtiyi Hormon Belirler
Hormon taraması sonrası tedavi yaklaşımı netleşir. Hormon üretmeyen, iyi huylu görünümlü kitlelerde izlem yeterli olabilirken; hormon üreten veya şüpheli özellik taşıyan kitlelerde cerrahi değerlendirme daha erken gündeme gelebilir. [9]
Ayrıca kitlede feokromositoma olasılığını dışlamak (katekolamin fazlalığı) temel güvenlik adımlarındandır. Hipertansiyon ve/veya düşük potasyum varsa, aldosteron fazlalığı açısından değerlendirme gündeme gelir. Bu taramalar, ‘herkese aynı test’ şeklinde değil, klinik bulgulara göre yapılandırılır. [9]
ESE 2023 kılavuzu, adrenal insidentaloması olan hastalarda otonom kortizol üretimini dışlamak için 1 mg gece deksametazon baskılama testinin genel olarak önerildiğini belirtir. Böylece belirti vermese bile metabolik riskleri artırabilen kortizol fazlalığı yakalanabilir. [9]
Böbrek üstü bezinde saptanan adenomlarda (adrenal insidentaloma) iki temel soru vardı: kötü huylu olabilir mi ve hormon üretiyor mu. Hormon üretimini değerlendirmek, yalnızca şikayetleri açıklamak için değil; hipertansiyon, diyabet, kemik kaybı gibi uzun vadeli riskleri azaltmak için de önem taşır.
Sürrenal Adenomda Hormon Taraması: Hangi Test, Hangi Amaçla?
Displazi, hücrelerin mikroskop altında normal görünümden sapmasıdır. Kolon adenomlarında displazi derecesi düşük veya yüksek olarak raporlanabilir. Yüksek dereceli displazi, lezyonun biyolojik olarak daha “ileri” olduğunu gösterir ve bu yüzden takip planı genellikle daha sık olur. Bu durum kanser demek değildir; ancak kanser gelişme riskini azaltmak için daha yakın izlem anlamına gelir.
Displazi ne demek ve neden önemlidir?
Örnek olarak; 10 mm ve üzeri adenom, villöz özellik veya yüksek dereceli displazi varlığı, U.S. Multi-Society Task Force önerilerinde 3 yıl gibi daha yakın bir kontrol aralığıyla ilişkilidir. [3]
- Çıkarma tam mı? (tam rezeksiyon şüphesi): Erken kontrol gerektirebilir.
- Çoklu adenom: Polip sayısı arttıkça kontrol aralığı kısalır.
- Boyut (özellikle 10 mm ve üzeri): Risk sınıfını yükseltebilir.
- Yüksek dereceli displazi: Hücrelerde daha ileri düzeyde anormallik vardır ve takip daha sık planlanır.
- Villöz veya tübülovillöz özellik: İleri lezyon olasılığı daha yüksek kabul edilir.
- Tübüler adenom: Genellikle daha düşük riskli histoloji.
Aşağıdaki ifadeler kolon polip raporlarında en sık karar değiştirici olanlardır:
Kolon adenomu raporunda en kritik 6 ifade
Patoloji raporlarında sık görülen terimler, organlara göre değişse de kolon adenomlarında üç bilgi özellikle kritiktir: polip sayısı, en büyük polip çapı ve histolojik özellikler (tübüler, villöz, tübülovillöz) ile displazi derecesi. Kılavuzlar, bu özellikleri birlikte değerlendirerek takip aralığını 1 yıldan 10 yıla kadar geniş bir yelpazede tanımlar. [3]
Adenom tanısı alındığında en sık kafa karıştıran noktalardan biri “raporda yazanlar”dır. Özellikle kolon adenomlarında patoloji raporu, sadece isim koymaz; kanserleşme riskini ve bir sonraki kontrol kolonoskopisinin zamanını doğrudan belirler. Bu nedenle raporu okuyup ana başlıkları anlamak, hastanın takip planını netleştirmesine yardım eder.
Adenom Hakkında Sık Sorulan Sorular
Adenom ile kanser aynı şey mi?
Hayır. Adenom, çoğunlukla iyi huylu bir tümördür ve kanser gibi uzak organlara yayılım yapması beklenmez. Ancak bazı adenom tipleri (özellikle kolon adenomatöz polipleri) zaman içinde prekanseröz değişiklikler gösterebilir; bu yüzden çıkarım ve takip önemlidir. [3]
Adenom kendi kendine kaybolur mu?
Bazı adenomlar yıllarca aynı boyutta kalabilir ve sadece izlem gerektirebilir. Ancak “kendi kendine tamamen kaybolma” tüm adenomlar için beklenen bir durum değildir. İzlem kararı; boyut, büyüme hızı, hormon üretimi ve şikayetlere göre verilir.
Tübüler adenom tehlikeli midir?
Tübüler adenomlar kolon adenomlarının en sık tipidir ve villöz tipe göre genellikle daha düşük risklidir. Yine de her adenom “risk yok” anlamına gelmez. Polip boyutu, sayısı ve patoloji bulguları takip aralığını belirler. Kılavuzlar, belirli özelliklere göre 1 yıldan 10 yıla kadar değişen kontrol kolonoskopi aralıkları tanımlar. [3]
Böbrek üstü bezi adenomunda hangi durumlarda ameliyat düşünülür?
Ameliyat kararı genellikle üç durumda öne çıkar: kitlede kötü huylu olma şüphesi, belirgin büyüme eğilimi veya hormon fazlalığına bağlı klinik sorunlar. ESE kılavuzu, her hastada riskin görüntüleme ve hormon testleriyle sistematik değerlendirilmesini önerir. [9]
Paratiroid adenomunda yüksek kalsiyum neden önemlidir?
Yüksek kalsiyum, kemiklerden kalsiyum çekilmesine ve idrarda kalsiyum artışına yol açabilir. Bu durum osteoporoz ve böbrek taşı gibi komplikasyonlarla ilişkilidir. NIDDK ve uluslararası kılavuzlar, bu riskler nedeniyle uygun hastalarda cerrahi tedavinin güçlü biçimde değerlendirilmesini önerir. [7] [13]
Pratik Özet: Tanıdan Tedaviye Yol Haritası
Adenom şüphesi veya tanısı olduğunda izlenecek pratik yol haritası şöyledir:
- Adenomun bulunduğu organı ve boyutunu netleştirmek için uygun görüntülemeyi yaptırmak.
- Hormon üreten bir adenom olasılığı için hedef hormon testlerini istemek.
- Bası etkisi açısından (özellikle hipofizde görme) ilgili klinik değerlendirmeleri planlamak.
- Kolon adenomlarında polip çıkarımı sonrası patoloji raporuna göre takip kolonoskopi aralığını belirlemek.
- İzlem mi, ilaç mı, cerrahi mi gerektiğini kılavuzlar ve bireysel risklerle birlikte hekimle kararlaştırmak.
Kaynaklar
- [1] National Institute of Neurological Disorders and Stroke (NINDS). Pituitary Tumors. https://www.ninds.nih.gov/health-information/disorders/pituitary-tumors
- [2] Endocrine Society. Pituitary Incidentaloma Clinical Practice Guideline (2011). https://www.endocrine.org/clinical-practice-guidelines/pituitary-incidentaloma
- [3] American Society for Gastrointestinal Endoscopy (ASGE). Recommendations for Follow-Up After Colonoscopy and Polypectomy: US Multi-Society Task Force (2020). https://www.asge.org/docs/default-source/guidelines/recommendations-for-follow-up-after-colonoscopy-and-polypectomy-a-consensus-update-by-the-us-multi-society-task-force-on-colorectal-cancer-2020-march-gie.pdf
- [4] CDC. Colorectal Cancer Risk Factors. https://www.cdc.gov/colorectal-cancer/risk-factors/index.html
- [5] NINDS. Pituitary Tumors – symptoms (vision changes, headaches). https://www.ninds.nih.gov/health-information/disorders/pituitary-tumors
- [6] National Cancer Institute (NCI). Pituitary Tumors Treatment (PDQ®) – Health Professional Version. https://www.cancer.gov/types/pituitary/hp/pituitary-treatment-pdq
- [7] NIDDK. Primary Hyperparathyroidism. https://www.niddk.nih.gov/health-information/endocrine-diseases/primary-hyperparathyroidism
- [8] European Society of Endocrinology (ESE). Management of Adrenal Incidentalomas – guideline directory page. https://www.ese-hormones.org/publications/directory/ese-clinical-practice-guideline-on-the-management-of-adrenal-incidentalomas-in-collaboration-with-the-european-network-for-the-study-of-adrenal-tumors/
- [9] Fassnacht M, et al. European Society of Endocrinology clinical practice guideline on adrenal incidentalomas (2023). European Journal of Endocrinology. https://academic.oup.com/ejendo/article/189/1/G1/7198474
- [10] CDC. Screening for Colorectal Cancer. https://www.cdc.gov/colorectal-cancer/screening/index.html
- [11] Cancer Research UK. Salivary gland cancer – types (benign pleomorphic adenoma). https://www.cancerresearchuk.org/about-cancer/salivary-gland-cancer/types
- [12] Fleseriu M, et al. Pituitary incidentaloma: a Pituitary Society international consensus statement (2025). Nature Reviews Endocrinology. https://www.nature.com/articles/s41574-025-01134-8
- [13] Bilezikian JP, et al. Evaluation and Management of Primary Hyperparathyroidism (2022). PubMed record. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/36245251/
- [14] CDC. Colorectal Cancer Risk Factors (lifestyle and age). https://www.cdc.gov/colorectal-cancer/risk-factors/index.html
- [16] Levyn H, et al. Risk of Carcinoma in Pleomorphic Adenomas of the Parotid (2023). JAMA Otolaryngology–Head & Neck Surgery. https://jamanetwork.com/journals/jamaotolaryngology/fullarticle/2810453
- [15] Pagnani G, et al. Systematic Review on pleomorphic adenoma surgical management and recurrence (2025, PMC). https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC12249820/
...
Yasal Uyarı ve Sorumluluk Reddi: Bu blogda yer alan tüm içerikler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve yayınlandığı tarihteki mevcut bilimsel verilere dayanarak hazırlanmıştır. Söz konusu bilgiler, profesyonel tıbbi tavsiye, teşhis veya tedavi yerine geçmez. Sağlığınızla ilgili herhangi bir soru, endişe veya ihtiyaç durumunda, lütfen bir doktora ya da yetkin bir sağlık kuruluşuna başvurunuz. Bu blogda sunulan bilgilerin kullanımı tamamen okuyucunun sorumluluğundadır. Blog sahibi, yazarlar veya bağlı kuruluşlar, bu içeriklerin doğruluğu, güncelliği veya eksiksizliği konusunda herhangi bir garanti vermez ve bu bilgilerin kullanımından kaynaklanabilecek doğrudan veya dolaylı herhangi bir zarar veya kayıptan sorumlu tutulamaz. Sağlık durumunuza ilişkin kararlar almadan önce, mutlaka bir sağlık uzmanına danışmanız gerektiğini unutmayınız. Bu blog, tıbbi bir hizmet sunmamakta olup yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır.
Housing Filtre Setleri
Arıtma Cihazı Filtre Setleri
Duş Filtreleri
Housing Filtreler
Membran Filtreler
UV Filtreler
Yıkanabilir Filtreler
Analiz Cihazları
Basınç Ayarlayıcılar
Çekvalfler
Clipsler
Fittingsler
Hortum
Housing Anahtarları
Housingler
Musluk
Pompa
Su Analiz Kitleri ve Cihazları
Switchler & Solenoid Valfler
Tank
Valfler
Aktif Karbon Filtreleri
Arsenik Arıtma Sistemleri
Biyolojik Arıtım Sistemleri
Elektrodeiyonizasyon Sistemleri
Endüstriyel Ekipmanlar
Gri Su Arıtma Sistemleri
MBR Arıtım Sistemleri
Ultrafiltrasyon Sistemleri
Yumuşatma Sistemleri