Alkali Suyun Faydaları

Canlı Su

Canlı su; Oksijen, mineral, hidrojen, pH yönünden zengin ve düşük ORP’li antioksidan suya canlı su denir. Aynı zamanda canlı suyun hem hastalık yapıcı mikro-organizmaların, kimyasalların, ağır metallerin vs. olmaması hem de hafızasının temiz olması gereklidir.

Su, hidrojen ve hidroksil moleküllerinden oluşan H2O bileşiğidir. Bu kimyasal yapının proton ve elektron yükleri hızlı reaksiyon kapasitelerinden dolayı sürekli hareketlidir. Suyun tüm dinamik moleküllerde olduğu gibi elektromanyetik bir alanı vardır. Yani iletim ve tasıma yeteneği vardır, su canlıdır. Teknolojik tıp yöntemleri ile biliyoruz ki suyun canlılığı, plastik kapların içerisinde kısa bir süre sonra (ortalama 1-4 saat sonra) ortadan kalkıyor ve ölü su haline geliyor. Canlı su kinetik olan (akarsu, dere ve çeşme) ve cam ya da toprak kaplarda saklanan sudur. Canlı su, hayattır!

Susuz hayat olmayacağı gibi artık kabul edilen diğer gerçek ise su ne kadar canlı ise o kadar sağlıklı olacağımızdır. Vücudun %70’ini oluşturan suyun kalitesi ne kadar yüksekse, o kadar sağlıklı olduğumuz bir gerçektir.

Tarih su kaynaklı hastalıklardan hayatını kaybetmiş kolera, tifo, dizanteri gibi hastalıklar ile doludur. Bu suları içen insanlarda toplu ölümler görülmüştür.

Günlük içilen sudan farklı olan canlı su, aslında tarih boyunca “ab-ı hayat” olarak da adından çok söz ettirmiştir. Ölümsüzlüğün peşinden koşanların bir kısmı, ölümsüzlüğün suda aramıştır. Canlı suyun varlığı kadar ölü su da vardır. Bunun için en güzel örnek olarak, suda bulunan hastalık yapıcı mikro organizmaların (E.coli gibi) bulunması nedeni ile içen kişileri hasta etmesini gösterebiliriz.

Gelişen teknoloji ve yapılan çalışmalar sayesinde eskilerin peşinde koştuğu ömrü uzatan suların özelliklerini anlamaya, öğrenmeye ve taklit etmeye başladık. Bilim insanları neden bazı kaynak sularının daha şifalı olduğunu, bazılarının ise sadece temiz içilebilir kaynak suları olduğunu araştırırken bazı farklılıkların suya canlılık kattığını fark etmişler.

canlı su

canlı su

Canlı Su Özellikleri

  • Suyun temiz olması: Hem hastalık yapıcı mikro-organizmaların, kimyasalların, ağır metallerin vs. olmaması hem de hafızasının temiz olması.
  • Suyun oksijen yönünden zengin olması
  • Suyun mineral yönünden zengin olması: Vücudumuzda 84 mineral bulunmaktadır.
  • Suyun altıgen yapıda olması: Suyun küme yapısının küçük olması.
  • Suyun vücut yapısında uygun pH seviyesinde olması
  • Suyun antioksidan (ORP değerinin) yüksekliği
  • Suyun Aktive Hidrojen içeriğini

Yukarıda saydığım özellikler bir suyun canlılığını belirlemeye yardımcıdır. Şifalı sulara bakıldığında, yukarıda belirtilen özellikleri içerdikleri görülmüştür. Bu suları tüketen toplumların uzun ve sağlıklı bir ömür yaşadıkları kayıtlara geçmiştir. Uzun ve sağlıklı yaşayan bu toplulukların ileri yaşlarda da bebek sahibi olabildikleri, kanser ve diğer tüm yetişkin hastalıklarından uzak 120 yaşlarına kadar yaşadıkları görülmüştür.

Canlı Su ve Önemi

Canlı su en başta sağlık ve şifa kaynağıdır. Bu yüzden hem insanlar için hem de hayvanlar için son derece önemlidir. Tarihte ölü sulardan dolayı tifo benzeri salgınlarla binlerce kişinin yaşamını yitirdiği biliniyor. Dolayısıyla canlı su yani temiz su insan sağlığında büyük rol oynuyor. Endüstrinin gelişmesi, sanayileşme, hayvansal atıklar, zirai ilaçlar suların bazen doğrudan bazen de dolaylı olarak kirlenmesine neden oluyor.

Bu durum dolaylı olarak sudaki oksijen miktarını azaltıyor. Sonuçta mineral açısından da fakirleşen su faydadan çok zarar veriyor. Canlı su ise temiz, mineralli ve bol oksijenlidir. Bu yüzden hücrelerin ihtiyacını eksiksiz olarak karşılıyor. Toksinlerin atılmasında etkin rol oynuyor. Vücudu arındırıyor, iyileştiriyor ve yenilenmeyi sağlıyor.

Ölü Su Nasıl Canlandırılır?

Kaynağından alıp bir şişeye ya da damacanaya koyulan sular 8 saat sonra canlılığını yitiriyor. Molekülleri birbirine yapışarak verimsiz ve kalitesiz bir madde haline dönüşüyor. Oysa hücrelerimiz küçük ve bağımsız moleküleri olan sudan daha fazla yararlanıyor. Peki su nasıl canlandırılır?

Suyu Canlandırma Yöntemleri

  • Arıtma,
  • Cam kapta ya da sırsız testide bekletmek,
  • Dondurup çözmek,
  • Suya ametis veya kuvars taşı eklemek
  • Girdap hareketi yaptırmak,
  • Zeolit taşı kullanmak,
  • Canlandırıcı su magneti veya manyetik çubuk kullanmak,

Canlı su besinlerin daha hızlı emilmesini sağlarken aynı zamanda detoks etkisi yapıyor. Bu yüzden zayıflama yöntemlerinde ve diyet listelerinde canlı suya özellikle yer veriliyor. Birçok merkez de canlı su elde etme yöntemlerini danışmanlarına öneriyor.

su ve mineraller

Canlı Su Alkali Nedir?

Kanımızın %90’ı sudur. Kanda iyonize olmuş su, vücuttaki reaksiyonların gerçekleşmesinde kullanılır. Suyun iyonize olmasıyla H+ (hidrojen) ve OH- (hidroksil) iyonları serbest kalır. Eğer suda hidroksil iyonları fazla ise o su bazik yani alkalidir. Hidrojen iyonu fazla ise asidiktir. Bu durum suyun kalitesini yakından etkilemektedir.

Hazır alınan suların içindekiler bölümünde pH değeri özel olarak belirtilir. Bu değer birçok kişi için önemli bir kriterdir. Alkali su, kilo vermek veya sağlıklı yaşamak isteyenlerin dikkat ettiği bir noktadır. Alkali suda pH değeri 7’nin üzerindedir. Bu sular organizma için birçok fayda sağlamaktadır.

Alkali Suyun Etkileri

Alkali su güçlü bir antioksidan olduğu için vücudu toksinlerden arındırır. pH dengesini sağlayarak ödem oluşmasını engeller. Taş oluşmasını önler ve böbrek sağlığını korur. Cildin nem dengesini ayarlar. Hücrelerin beslenmesini, onarılması ve iyileşmesini destekler. Kas ve kemik hastalıklarından korur. Kanserli hücrelerin yok edilmesinde önemli bir aktördür.

Şeker hastalığını önler. Yaşlanma belirtilerini azaltır, yaşlanmayı geciktirir. Kalp ve damar sağlığını korur. Bağırsakları düzenler, sindirimi hızlandırır. Metabolizmayı destekler. Hücrelerin yenilenmesini sağlar. Zayıflamaya yardımcı olur. Asidik ve fastfood beslenmenin zararlı etkilerini ortadan kaldırır. Bağışıklık sistemini güçlendirerek vücuda direnç verir.

Vücudumuzun daima kendini yenilemesi, canlı kalması ve metabolizmamızın sağlıklı biçimde çalışması tüketilen su miktarı ve kalitesiyle doğru orantılıdır. Günümüzde en çok tüketilen şehir şebeke suları arıtma işleminden sonra dezenfekte edilmek üzere klorlama işlemi yapılmaktadır ve bu nedenle musluk suyunun oksijen miktarı sıfıra yakındır.

Ayrıca içmenin yanı sıra pişirme, banyo yapma ve diş fırçalama gibi yollarla da “cansız su” vücudu etkilemektedir. Oysa oksijen yönünden zengin su içmek vücuttaki zehirli maddelerin atılmasına da yardımcı olmaktadır.

Genel olarak baktığımızda suya oksijen ve canlılık kazandırmanın en kolay yollarından biri alkali sisteme sahip arıtma cihazı kullanmaktan geçmektedir. Alkali su, vücudunuza gün içerisinde gerek duyduğu tüm mineralleri kazandıran bir sistemdir. Alkali su tüketildiği zaman vücudumuzda;

canlı su

  • Alkali su sayesinde hem vücudun pH dengesini hem de mineral ihtiyacını karşılamış oluruz.
  • Alkali suyun moleküler küme yapısı küçük olduğu için, hücresel seviyede vücudu yaklaşık altı kez daha fazla hidrate eder ve detoks etkisi yaratır.
  • Alkali su, ORP değeri düşük olduğu için her nevi paslanmayı engelleyici yani antioksidan güce sahiptir.
  • Alkali suyun oksijen içeriği daha yüksektir. Bu sayede vücuda daha fazla oksijen taşıyabilmektedir.
  • Alkali su vücuttaki birikmiş asidik ve toksinli atıkları dışarı attığı için kilo vermeye yardımcıdır.
  • Alkali su kandaki bikarbonat miktarını koruduğu için yaşlanmayı yavaşlatır.
  • Alkali su iyileştirici gücü sayesinde vücudun enerji seviyesini yükseltir.
  • Alkali su ile pişirilen gıdalar hem daha lezzetli hem de daha faydalıdır.
  • Alkali su mevsimsel alerjilerin azalmasını sağlar.

Suyu canlandırmak için kullanılan yöntemler şu şekilde sınıflandırılabilir

1.Girdap hareketi yöntemi,

2.Manyetik alan yöntemi,

3.Doğal mineraller ve minerallerden yapılmış seramik kürecikler yöntemi,

Diğer kullanılan yöntemler ise şu şekildedir: Işık kullanma yöntemi, Enerji transfer yöntemi, Biyoenerji yöntemi, Dua yöntemi, Meditasyon yöntemi.

Girdap Hareketi Yöntemi

Girdap, bir akışkanın dönme ya da türbülanslı hareketidir. Bir akışkanın bir merkez etrafında hızlıca dönme hareketine girdap denir. Akışkanın hızı ve dönme oranı merkezde en hızlıyken merkezden uzaklaştıkça yavaşlama eğilimi taşır.

Girdap hareketi suyun kaybettiği enerjiyi tekrar kazanmasını sağlayan bir harekettir. Doğada kendiliğinden oluşan girdaplar sayesinde doğal kaynak sularının enerjisi yüksektir.

Girdap yöntemiyle suyun yeniden canlanması şu şekilde gerçekleşmektedir: Girdap yöntemi sayesinde zararlı maddelerin –ağır metaller, zirai ilaçlar, nitrat (NO3-) gibi– kutupları negatif yükten pozitif yüke çevrilir. Hücre pozitif yüklü olduğu için elektromanyetik olarak zararlı maddelerle birbirlerini iterler.

Bu sayede zararlı maddeler hücreden uzaklaştırılmış olur. Ayrıca, moleküler yapısı düzenlenen ve altıgen yapıya kavuşan su moleküllerinin küme boyutları da küçülmüş olur. Bu durumda hücreye besin taşınması ve atıkların atılması verimli ve daha hızlı gerçekleşeceği için su işlem görmeden önceki halinden daha faydalı hale gelir. Bunun yanı sıra girdap hareketi suyun çözünmüş oksijen miktarını artıracağı için hücrelere daha fazla oksijen taşınır ve hücrenin bakteri, virüs gibi patojenlerle mücadele etme yeteneği artar.

canlı su

Girdap hareketi suyun fiziksel özelliklerini değiştirmenin yanı sıra hafızasındaki negatif bilgileri silerek enerjisini yükseltir ve bu sayede canlıların enerjisi de yükselmiş olur. Girdap yöntemiyle suya enerji vermek en doğal yöntemlerden biridir. İster musluk suyu olsun ister işlem görmüş veya ambalajlanmış su olsun, tüm içme suları girdap hareketi yöntemiyle canlılıklarını artırabilir. Girdap hareketi suya kaybettiği hayat enerjisini tekrar kazandırabilecektir.

WaveQ girdap (manyetik alan, uzak kızılötesi ışınları ve doğal mineraller) yöntemiyle suyu tekrar canlandıran cihaz.

Manyetik Alan Yöntemi

Suların asıl kaynağı, dağlardan gelerek nehirlere ve denizlere akan çaylardır. Su denize doğru akarken hem yeraltı hem de yerüstüyle temasa geçmektedir. Su yeraltından ilerlerken (pek çok dere ve nehir yeraltından geçer) dünyanın manyetik alanına maruz kalır. Bu süreçte manyetik yükleme suya geçer ve su manyetikleşmiş olur. Benzer şekilde su yerüstünde ilerlerken manyetik taşlarla (mıknatıs taşı) etkileşime geçer ve yine manyetikleşir.

Su tüketim için toplandığında, filtrelenmeye ve arındırılmaya ihtiyaç duyar. Arıtım tesisine taşıma sırasında sular yeraltında metal borular içerisinde iletilir. Su borular içerisindeki metal kaplamalardan dolayı de-manyetize olur. Arıtıldıktan sonra, musluktan akarken artık manyetize değildir. Şişelenmiş ve kaynağından uzaklaştırılmış sular da manyetik özelliklerini koruyamamaktadır.

Dünyanın Kendisi Dev Bir Mıknatıstır

Dünya küre şeklinde bir mıknatıs gibidir. Bu yüzden etrafında bir manyetik alan vardır. Dünyanın manyetik alanı, dünyanın merkezine yerleştirilmiş bir mıknatısın oluşturduğu manyetik alana benzer. Bu mıknatısın ekseni, dünyanın dönme ekseniyle 11 derecelik bir acı yapar. Bu durum da coğrafik kuzey ve güney kutuplarının, manyetik kuzey ve güney kutuplarından farklı yerlerde olduğunu gösterir. Dünya’nın manyetik alanı vektörel* bir büyüklüktür. Dünya üzerinde herhangi bir yerdeki manyetik alan bu vektörün yönü ve şiddetiyle tanımlanır.

* Vektörel büyüklük, yönü ve doğrultusu olan büyüklüklere verilen isimdir. Vektörel büyüklükler yönü, başlangıç noktası ve geçtiği nokta tanımlanan 1 vektörle tanımlanır. Vektörün uzunluğu ise onun şiddetini yani büyüklüğünü gösterir. Örneğin; kuvvet, yer değiştirme, konum, hız, ağırlık vb.

Manyetik Alanlar Suyu Nasıl Etkiler?

İlk bakışta su sadece bir oksijen (O) atomuna bağlı iki hidrojen (H) atomundan oluşan çok basit bir molekül gibi görünür. Gerçekten de bu kadar ufak ve hafif olan pek fazla atom yoktur. Su molekülleri manyetik alana maruz kaldığı zaman, küme boyutları küçülmüş ve altıgen yapıda suya dönüşmektedir. Manyetik alanın suyu yapılandırmak konusundaki etkileri şu şekilde sıralanabilir:

Molekülün Boyutu Küçülür

Bu özellik suyun çözünürlüğünü ve geçirgenliğini artırır. Geçirgenliğin artışı besinsel maddelerin çözünürlüğüne yardımcı olur, vücudun suyu ve besinleri emme yeteneğini yükseltir. Bu sırada su moleküllerinin boyutu da küçüldüğü için tehlikeli maddelerin vücuttan atılması daha etkili ve hızlı olur.

Yüzey Gerilmesi Azalır

Yüzey gerilmesindeki düşüş, vücuttaki hücrelerin yapısının besinleri almasını kolaylaştırır. Azalmış yüzey gerilmesi yiyeceklerin hücre zarında hızla yayılmasını sağlar ve hazmı kolaylaştırır.

Sudaki İyonlar Etkilenir

Bu yapıdaki suyun içerisinde bulunan serbest radikaller azalır. Değişikliğin kalsiyum karbonat (CaCO3) ve magnezyum karbonat (MgCO3) iyonlarının yapısına bir diğer faydası ise, bu bileşiklerin yapılarını (su borularında, su ısıtıcılarında, musluklarda vb biriken tortunun sebebi) değiştirmesi ve iyonların daha gevşek yapıda olmasından dolayı tortu birikimini azaltmasıdır. Tortu birikimindeki bu azalma manyetize edilmiş suyun merkezi ısıtma, motorların su soğutma, su dönüştürme ve evsel su sistemlerinde tercih edilmesine yol açmıştır.

 

Manyetikleştirilmiş Suyun Olumlu Etkileri

1.Suyun tadını iyileştirir.

2.Sağlığı genel olarak iyileştirir.

3.Vücudun pH dengesinin korunmasına yardımcı olur, asitliği azaltır.

4.Yaraların iyileşmesine yardımcı olur.

5.Mıknatıslı suyla banyo yapılırsa uzun süre yatmaktan dolayı oluşan yaralar daha hızlı iyileşir.

6.Açık yaralar mıknatıslı suyla tedavi edilirse daha çabuk iyileşir.

7.Enfeksiyonu yavaşlatıp iyileşmeyi hızlandırır.

8.Yüzü mıknatıslanmış suyla yıkamak göz kuruluğunu iyileştirir.

9.Hazımsızlığa iyi gelir.

10.Sinir sisteminin çalışmasını iyileştirir.

11.Böbrek ve boşaltım sistemini güçlendirir.

12.Su içme protokolüne uygun bir şekilde içilen mıknatıslanmış su midede oluşan gazı engeller.

13.Manyetize edilmiş suyun tüketimi ateş, boğaz ağrısı, hazım problemleri, kabızlık, gaz, ülser, menopoz gibi problemlere iyi gelir ve vücudu rahatlatır.

14.Cilt yumuşar ve problemli cildin sürekli manyetize suyla yıkanması akne, yanık ve ülseri önler.

15.Atardamarlarda kalsiyum (Ca) birikmesini önler.

16.Manyetize edilmiş su, yüzey gerilmesini azalttığı için, dahilen alındığı zaman ağrıyan eklem yerlerindeki tüm moleküler parçacıkların ayrılmasına yol açar. Kesilmiş sinirsel iletimi yok eder ve özellikle eklem ağrılarında, diz ağrılarında acıyı azaltır.

17.Manyetize edilmiş su genel temizlik ajanı olarak hareket eder. Zararlı ve atık mineraller daha etkin bir şekilde atılır ve vücut yenilenir.

18.Otonom (sinir sisteminde isteğimiz dışında çalışan bölüm) sinir sistemini iyileştirir.

19.Su molekülünün hacmini artırdığı için toksinleri emme gücü çok daha fazladır. Suyun manyetikliği kan dolaşımı tarafından emildiği ve vücuda taşındığından, zararlı toksinler dokulardan uzaklaştırılır ve güvenli bir biçimde vücuttan atılır.

Doğal Mineraller ve Minerallerden Yapılmış Seramik Kürecikler Yöntemi

Suyu yeniden canlandıran en önemli yöntemlerden biri de suya doğal mineraller eklemektir. Minerallerin suyu zenginleştirmesinin yanı sıra alkali mineraller suyun pH’ını dengeler, ORP değerini düşürür, küme boyutunu küçültür ve yapısını altıgene dönüştürür.

Ethicwwater su arıtma cihazının 5 farkı

Ethicwwater su arıtma cihazının 5 farkı

Doğal Minerallerin Sırrı

Doğal mineraller inorganik ve metalik olmayan bileşiklerden oluşurlar. Bu bileşikler oksitleri ya da nitrit (NO2) tuzları içermektedirler. Ayrıca suya elektron tedarik etme kabiliyetine sahiptirler. Doğal mineraller seramik kürecik olarak yapılandırıldığında yaklaşık 45 saat boyunca aşırı yüksek sıcaklıklarda (800°C-1450°C) üç kez fırınlanmaktadır. Seramik kaplı küreciklerden farklı olarak, tamamen seramik yapısı sayesinde asla kırılma ya da ufalanmaya maruz kalmazlar ve kullanım ömürleri bir yıla yakındır.

Minerallerden yapılmış seramik küre aktivatörlerinin işlevi sıradan musluk suyunu bazı işlemlerden geçirerek doğada, dağlarda ve pınarda görülen negatif iyon yüklü su haline getirmektir. Bir fırtınanın ardından gelen o taze ve temiz havayı herkes bilir; işte o havayı sağlayan negatif iyonlardır. Benzer şekilde, suyun negatif iyonlaşması da sağlığımız üzerinde olumlu etki bırakmaktadır.

Negatif İyonlar Nedir?

İyonlar havada bulunan yüklü (pozitif ya da negatif) parçacıklardır. Belirli koşullar altında bu iyonların artan miktarları doğal olarak üretilir. Örneğin, okyanus dalgalarının bir sahildeki hareketi büyük miktarda negatif yüklü iyon yaratır. Bunun aksine, elektriksel faaliyetler (elektrikli cihazların çalıştırılması gibi) çevreye pozitif yüklü iyonlar verir.

Artan negatif ya da pozitif iyon varlığının insanın ruh halini etkilediği ileri sürülmektedir. Yüksek miktarda negatif iyonun bulunduğu deniz kıyısında ya da ormanda insanların kendilerini dinç ve iyi hissetmeleri kanıtlanmış bir etkidir. Oysa çalışan elektrikli cihazlara sık maruz kalmak (pozitif iyonlar üretir) bazı kişilerde bitkinlik, hatta hastalık hissi yaratmaktadır.

Doğanın negatif iyonlar üretmesine karşın, pek çoğumuzun yaşadığı ortamlar ortalamanın üzerinde bir iyon seviyesi sağlamazlar. Elektrikli cihazların bulunduğu alanlarda pozitif iyonlar, doğada bulunandan çok daha yüksek miktarlarda üretilir. Bu iyonların etkisini hissedenler için bir negatif iyon jeneratörü kullanmak pratik bir çözüm olabilir.

Seramik Aktivatörleriyle Canlı Su Elde Edilmesi Yöntemi

Minerallerden yapılmış seramik kürecikler tarafından yayılan elektronlar suyu (H2O) radikalleştirmek için bir araya gelirler ve böylelikle hidrojen (H) radikalleri hidrojeni (H) oluştururlar. Hidrojen (H) radikallerince meydana getirilen aktif bir oksijen (O2) türü olan süper oksit (O2-) ile elektronların tedarik edildiği çözülmüş haldeki oksijenin (O2) kimyasal tepkimesi güçlü bir oksidasyon ve su arıtımı sağlamaktadır.

Su aktivatörü, su molekül kümelerini daha serbestçe hareket etmelerin olanak sağlayacak şekilde daha ufak parçalara ayırır. Bir diğer deyişle, su moleküllerinin hareketinin aktivasyonuyla aynı zamanda kirletici maddelerden, pastan ve boru kirecinden gelen moleküller de harekete geçerler ve suyun yüzey gerilimi düşürülmüş olur. Bu sayede pas ve kirletici maddelerin kolayca ortadan kaldırılmasını sağlayan bir sinerji etkisi yaratılır.

Su aktivatöründe meydana gelen hidrojen peroksit (H2O2), demir (Fe+) iyonlarıyla reaksiyona girerek demiroksit (FeO) oluşturur. Demiroksit (FeO) kırmızı pasa temas ettiğinde, kırmızı pası meydana geldiği yerden çıkaran bir manyetik kaplama (siyah pas) oluşturmaktadır. Bu sayede şehir şebeke suyu boruları tamamen temizlenir ve ömürleri uzar.

Neden Doğal Mineraller Sağlık İçin İyidir?

Doğal minerallerin üç temel özelliği bulunmaktadır.

1.Verilen bilgileri hafızasında tutması ve bunları iletmesi: Verilen bilgileri sadece muhafaza etmekle kalmaz, aynı zamanda hafızasındakileri bütün çevreye iletir.

2.Doğal iyileştirme gücü: Organik su, insanların ve hayvanların doğdukları günden itibaren sağlıklı durumlarını muhafaza etme yeteneğine sahiptir. Sağlık koşulları zayıflamaya başladığında, bu durumu eski doğal sağlıklı koşullara getirebilmektedir.

3.Tüm mevcut çevresel kirlenme koşullarında (hava kirliliği, tarımsal ve kimyasal kirlilik vs) sağlıklı bir durumu korumak ve sürdürmek neredeyse imkânsızdır. İçmek için kullanılan musluk suyunun klor (Cl) ve birçok diğer kimyasal maddeyi içermesi de bunu güçleştirmektedir. Doğal mineraller bu koşullarda yaşam formlarının doğal tedavi edici gücünü artırmak için vücut sıvısına yardımcı olmaktadır.

Doğal Minerallerden Yapılmış Seramik Kürelerin İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri

Aktive edilmiş su güçlü bir antioksidandır. Minerallerden yapılmış seramik küre aktivatörü, musluk suyunu, yaşlanmayı geciktiren negatif ORP’li (- yüklü) elektronlar içeren likit antioksidan haline dönüştürmektedir. Vücudumuzda negatif ORP’nin artırılması, oksidasyon nedeniyle oluşan hastalıkların oluşumunu önler. Aktive edilmiş su vücudumuzun hücre seviyesinde yenilenmesine yardımcı olur.

Aktive edilmiş su vücuda bol miktarda oksijen (O2) ve enerji sağlar. Aktive edilmiş suyu diğer antioksidanlardan ayıran özelliği hidroksil (OH-) iyonları içermesidir. Bu iyonlar A, C ve E vitamininde olduğu gibi, fazla elektron ihtiva eden oksijen (O) molekülleridir.

Pişirilerek hazırlanmış, pastörize ya da konserve olunmuş, çeşitli işlemlerden geçirilerek hazırlanmış yiyeceklerimiz ve özellikle de fastfood çeşitleriyle gazlı-gazsız içecekler asidiktirler. Bütün bu ürünlerin oluşturduğu asidik ortam, aktive suyla bertaraf edilebilir ve vücudun pH dengesi korunabilir.

Örneğin, asit artıkları eklemlerde birikerek eklem iltihaplanmalarına ve romatizmaya yol açarlar. Aktive suyun kuvvetli pH düzenleme özelliği, çeşitli bölgelerde birikerek hastalık tehlikesi yaratan bu asitli artıkların temizlenmesine ve vücudun pH düzeyinin yeniden dengeye gelmesine yardımcı olur. Vücut dengemizi hafif alkali tutarak hastalıklara karşı mükemmel bir koruma düzeyi oluşturabiliriz.

Aktive edilmiş su, normal suya göre altı kat daha hidratördür (suyu emme gücü). Genel olarak hastalıkların temel nedeni, kronik hücre susuzluğu nedeniyle hücrelerin güçlerinin ve savunma yeteneklerinin azalmasıdır. Dolayısıyla kronik hastalıkların oluşmasının en önemli sebeplerinden biri, vücuttaki su eksikliğidir.

Aktive edilmiş suyun içerdiği iyonize mineraller daha etkindir. Vücudumuz kendisine gerekli olan mineralleri, iyon halinde olduğundan daha iyi emer ve gereksinim duyduğu yerlerde kullanır. Aktive edilmiş suda iyon halinde ve yoğun olarak bulunan kalsiyum (Ca), sodyum (Na), potasyum (K) ve magnezyum (Mg) mineralleri vücudumuzun gereksinim duyduğu en önemli takviyelerdir. Aktive edilmiş su, bu mineralleri kolayca, en etkin ve emniyetli yöntemle temin etmektedir.

Önde Gelen Doktorlar ve Araştırmacılar Alkali Su Diyor

Dr. Ray Kurzweil (yazar ve mucit; 12 fahri doktora ve 3 ADB Başkanı tarafından onursal ödül almıştır) “alkali iyonizerlerin ürettiği alkali suyun en önemli özelliği oksitleme indirgeme potansiyelidir (ORP). Yüksek negatif ORP değerli su, serbest radikalleri nötralize etme gücüne sahiptir.”

Dr. Theodore Baroody (Alkalize or Die (Alkali ol ya da Öl) kitabının yazarı) “yaklaşık 19 m3 suda akla gelebilecek her sağlık durum için bu suyu uyguladım. Tekrar yapılandırılmış alkali sudan herkesin faydalanabileceğini düşünüyorum”.

Dr. Fereydoon Batmanghelidj “vücudumuzun %75’i sudan oluşmuştur. Katı kısma su enerji verir ve aktive eder. Eğer yeterli su almazsanız, vücudunuzdaki bazı fonksiyonlar zarar görecektir. Dehidrasyon sistemde bozukluklara neden olur. “Su tedavisi” dediğimde “su ile dehidrasyonu tedavi etmek” demek istiyorum. Dünya’ya mesajım: hasta değilsiniz, susuzsunuz; susuzluğunuzu ilaç ile tedavi etmeyiniz.”

Dr. Henri Coanda (Romanya asıllı akışkanlar dinamiğinin babası; 78 yaşında Nobel Ödülü kazanmış) Dr. Coanda’nın vücuda faydalı etkileri nedeni ile Hunza suyunda (Hunza Himalaya’da bulunur, oradaki insanlar 120-140 yaşında kadar yaşar) neler olduğunu anlamak için yerel çalışmalar yapmıştır. Hunza suyunu tekrar yapmak için harcanan çabalarda Japon bilim insanları elektriği kullanarak suyu tekrar yapılandırabileceklerini ve Hunza suyunun özelliklerine benzer suyu verebileceklerini bulmuştur.

Dr. Sherry Rogers (Tıp doktoru; yazar, eğitmen) “Alkali (iyonize) su vücudun asidini temizler… tavsiyelerimi yüzlerce kişinin sonuçlarını dikkatli bir şekilde inceledikten sonra, asidik atık formundaki toksin dejeneratif hastalıkların birinci sebebi olduğuna kanaat getirdim.”

Susan Lark M.D. (Eğitmen; ‘Başarının Kimyası (The Chemistry of Success) kitabının Yazarı) “günde 4 ila 6 bardak alkali (iyonize) su içmek fazla asidi nötralize edecek ve zamanla tamponlama yeteneğinizi düzenleyecektir. C, E Vitamini ve Beta Karoten gibi alkali (iyonize) su fazla elektron temin ettiği için antioksidan olarak görev yapar. Bu vücudun kalp hastalıklarına, inmelere, bağışıklık sistemi zayıflaması ve diğer ortak belirtilerinin gelişmesine karşı vücudu destekler.”

Dr. Helmut G. Flasch (Tıp Doktoru) “İçtiğiniz suyun size ihtiyacınız olan tüm besinleri sunması ve serbest radikalleri silip atması gerekir. Vücudunuzdaki tek asidik yer mideniz ve üreniz olmalıdır! Vücudunuzu alkali tutun, asidik değil. Birçok bilim insanında göre alkali (iyonize) vücuda sahip olmak asıldır. Yaşamın tüm yolları alkali (iyonize) vücuda ulaşmaktan geçer.!”

Dr. Keiichi Morishita Ph.D. (Kanserde Saklı Gerçekler (The Hidden Truth of Cancer) kitabının yazarı) “eğer kan daha asidik bir duruma gelirse, bu asidin vücutta bir yerde depolanması gerekir. Bu sağlıklı durum yıllarca sürerse bu alanlardaki asit düzenli olarak artar ve hücreler ölmeye başlar. Etkilenen bölgede hayatta kalan hücreler anormal hale gelir; bu durumdakiler habis denir. Habis hücreler beyinin emirlerine karşılık veremezler. Kontrol dışı bölünmeye başlarlar. Bu da kanserin başlangıcıdır.”

Harald Tietze (Youthing (Gençlik) Kitabının yazarı) “alkali içerek (iyonize) su ile yaşlanma süreci terse çevrilebilir ve atıklar uzun dönemde daha genç bireylerdeki kadar azaltılır. Organların fonksiyonlarını canlandırabilir.”

Dr. Ingfreid Hobert “sağlığınızı geri kazanmak için olumsuz etkileri olan pahalı ilaçlara ihtiyacınız yok… Alkali (iyonize) su uzun dönem etkileri yoğundur çünkü vücuda etkili bir antioksidan temin eder.”

Robert O. Young Ph.D., N.D. (pH Mucizesi (The pH Miracle) kitabının yazarı) “daimî sağlık sırları ile ödüllendirilenler sağlıklı gözler ile tekrar bakacaktır. Vücudumuzun iç ortamını değiştirerek kendimizi iyileştirebiliriz. Potansiyel işgalciler bundan sonra hiçbir yerde gelişemeyecek ve zararlı olamayacaktır. Yüksek pH’lı su, tıpkı iyi iyonizelerrden gelen, tüm vücuttaki asitleri nötralize eder.

Asit tüm hastalıkların başlamasının altında yatan neden olduğundan, bu asitlerin nötralize olmasından daha anlamlı bir şey olmaz. En sık kullandığım benzetmelerden biri: bir balık hasta olduğunda suyunu değiştirin. Bu balığı ilaç ile tedavi etmeyiniz. Ona temiz su veriniz. Vücudumuzdaki hücreler hasta olduğunda, hücrelerimizin ve dokularımızın yıkandığı suyumuzu ve akışkanlarımızı değiştirmeliyiz. Bir kişi veya aile için su iyonizlerinden daha iyi bir yatırım düşünemiyorum.”

Hidemitsu Hayashi M.D. (Kalp Cerrahı; Japon Su Enstitüsü Başkanı) “iyonize su en iyi antioksidan kaynağıdır. Antioksidan yönünden özellikle zengin C vitamini, E vitamini, beta-karoten gibi ve bizim için iyi olan diğer gıda ağırlıklı ve dengeli beslenmenin yerini herhangi bir şey tutamaz. Ancak, bu gıdalar sağlıklı dokuların aktif oksijen tarafından oksitlenmesini bloke edecek serbest elektron yönünden en iyi kaynaklar değildir. İndirgeme potansiyelini arttırmasını sağlayan elektroliz tarafından işlem gören su, normal doku oksidasyonunu engellemek adına serbest radikalleri ortadan kaldırmak için en güvenli yoldur.

İnanıyoruz ki, aktif oksijenlerin eksik elektronunun tamamlayabilecek bol miktarda serbest elektron içeren moleküler ağırlığı düşük indirgenmiş su diğer gıdadaki antioksidanlar veya vitamin desteklerinin yanında çok daha yüksektir. Alkali canlı su sağlık profesyonelleri tarafından en iyi içme suyu olarak giderek daha fazla önerilmekte ve Japonya’da dejeneratif hastalıkların tedavisinde medikal cihaz olarak kabul görmektedir.”

Dr. Arthur M. Ecano “eğer dünya antioksidanları yaşlanma sürecini yavaşlattığını kabul ederse, iyonize alkali suyun yaşlanmaya karşı bir ajan olduğunu kabul etmeye hazır demektir. Hem serbest radikallere hem de organik asidik atıklara etkilerinden dolayı rolleri birbirine çok yakın ve birbirine geçmiştir, bu nedenle yaşlanmayı yavaşlatma programı alkali iyonize susuz düşünülemez.”

Neden Canlı Su İçmeliyiz?

Ölü su bünyesinde yeterli oksijeni taşımaz. Bu nedenle vücudumuz, sudan alması gereken minerali yeterince alamaz. Canlanmış su içtiğimizde suyun tüm şifası, mineralleri bünyemize katılır. Ayrıca canlı su, diğer besinlerden aldığımız faydanın da artmasına yardımcı olacaktır.

Suyun Hafızası

Vücudumuzun ve dünyamızın büyük kısmını oluşturan su kütlesinin bir hafızası olduğuna inanılır. Su olumlu ya da olumsuz her şeyi hafızasına kaydeder. Bu görüşü destekleyen su deneyleri vardır. Bu nedenle de bünyemize aldığımız suyun canlı ve tüm şifasıyla bütün halde olması önemlidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir