Su ve Çevre Sağlığı, Su ve Sağlık

Su Kirliliği ve Neden Olduğu Hastalıkları

su kirliligi

Musluk yani Şebeke suyu bazen sizi hasta edecek kadar yüksek seviyelerde mikrop ve kimyasallarla kirlenebilir. Şebeke suyunun ve özel kuyuların nasıl kirlendiğini ve suyunuzda güvensiz derecede mikrop veya kimyasal madde olup olmadığını nasıl öğrenebiliriz.

Şebeke suyu arıtılır ve belirli düzenlemelere tabiidir, ancak bazen kirlenebilir!

ABD’de Çevre Koruma Ajansı (EPA), Türkiye’de Sağlık Bakanlığı şebeke suyu sistemlerinde içme suyu kalitesini düzenler ve sudaki mikroplar ve kimyasallar için belirli sınırlar tayin ederler. Ne kadar sınırlamalar ve arıtma yapılsa da bazen güvenli olmayan zararlı mikrop ve kimyasal seviyeleri halka açık içme suyunu kirletebilmektedir.

Su kirliliği nedir?

Suyun insan, hayvan veya bitki sağlığına zararlı kimyasallarla veya diğer tehlikeli maddelerle kirlenmesine su kirliği denir.

Su kirliliği, su kütlesi çevresel etkenlerden dolayı kirlendiği zaman ortaya çıkar. Plastik şişeler, metal kutular, lastikler, kontaminasyon ve suya atılan her türlü atık su kütlesinin kirlenmesine neden olur. Aynı zamanda fabrikalardan, arabalardan, hava kirliliğinden, çiftliklerden, kanalizasyonlardan ve arıtma tesislerinden su yoluna karışan kimyasallar da su kütlesini kirletir.

Su kirliliği, suyu kirletici maddelerin su ekosistemleri tarafından emme ya da ortaya çıkarma kapasitesine sahip olmadığında ortaya çıkar. Nüfusun ve sanayileşmenin artması ile su kirliliği de artar.

Kimlerin sudaki mikroplardan ve kimyasallardan hastalanma olasılığı daha yüksektir:

  • Bebekler
  • Çocuklar
  • Hamile olanlar
  • Yaşlı yetişkin insanlar
  • HIV ile yaşayan, kemoterapi tedavisi gören veya nakil ilaçları alan kişiler gibi bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler.

Bu kategorideki insanların kirli sudan hastalanma ve etkilenme olasılıkları daha yüksektir.

Su nasıl kirlenir

Mikroplar ve kimyasallar, su arıtıldıktan sonra suyun kaynağında veya dağıtım sisteminde içme suyuna karışabilir. Zararlı mikroplar ve kimyasallar, aşağıdakiler de dahil olmak üzere birçok kaynaktan suya girebilir:

  • Suya yakın araziye uygulanan gübreleme işlemleri, böcek ilaçları veya diğer kimyasallar
  • Konsantre yemleme işlemleri (büyük endüstriyel hayvan çiftlikleri)
  • Üretim tesisleri
  • Kanalizasyon taşmaları
  • Yağmur suyu
  • Yaban hayatı
  • Doğal olarak arsenik, radon ve uranyum gibi kimyasal ve minerallere sahip kayaçlar ve toprak
  • Su borularındaki çatlaklar veya dağıtım sistemindeki diğer sorunlar

Musluk suyunu kirletebilecek mikroplar nelerdir?

  • Kriptosporidyum
  • Lejyonella
  • Kampilobakter
  • Norovirüs
  • coli O157
  • Rotavirüs
  • Enterovirüs
  • Salmonella
  • Giardia Şigella
  • Hepatit A virüsü

Musluk suyunu kirletebilecek kimyasallar nelerdir?

  • Arsenik
  • Nitrat
  • Bakır
  • Radon
  • Kurşun

Su Kirliliğinin Sonuçları

Su kirliliği, tüm insanlığı etkileyen küresel bir sorundur. Su kirliliğinin önüne geçilmediği zaman önemli sorunlar ortaya çıkarır. Bu sorunlar çözülmezse insan sağlığı büyük bir tehditle karşı karşıya kalır ve ileride su bile içemeyecek hale gelebiliriz. Bu nedenle su kaynaklarını bilinçli ve doğru bir şekilde kullanılmadığı takdirde insan sağlığına büyük bir tehdit oluşturur. Kirlenen suların kokusu ve görüntüsü hemen değişiyor ve çevreye rahatsızlık vermeye başlıyor.

Özellikle de lavabolara atılan dönmüş yağlar, deterjanlar ve yemek artıkları birikerek suya karışıyor. Bu da önlenmesi zor sonuçlara yol açıyor. Soluduğumuz havanın bile %70’ini suda yaşayan canlılar üretiyor. Bu da demek oluyor ki su hayattır ve suyun her dönem büyük bir özenle korunması gerekir.

Suyun kirlenmesiyle beraber ekolojik denge de bozulur. Hem insanları hem de diğer canlıları doğrudan etkileyecek olan bu durumun sonucunda suda yaşayan pek çok canlı yok oluyor. Aynı zamanda suyun kirlenmesi ile içme suyunda da önemli bir azalma gözlemleniyor.

Su Kirliliğinin Çevreye ve Hayvanlara Etkisi

Su kirliliği bulaşıcı hastalıkların yayılmasına neden olur. Tarımda kullanılan su eskisi kadar temiz olmayacağı için tarım ürünleri de eskisi kadar kaliteli olmaz. Hayvanlar da kirli su içtiği zaman çeşitli hastalıklara yakalanarak ölebilirler. Bu nedenle su kaynaklarını korumada ve kullanmada çok dikkatli, bilinçli ve sorumluluk sahibi olmak gerekir. Su kaynakları kirlendiği zaman tüm canlılar bundan olumsuz bir şekilde etkilenir. Suda yaşayan pek çok canlının soyu tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kalır.

Su Kirliliği Nasıl Önlenir?

Su kirliliğini önlemek için toplumu öncelikle bu konu hakkında bilinçlendirmek gerekir. Aynı zamanda büyük sanayi kuruluşlarının atıklarını doğrudan denize bırakmasını önleyecek sistemler geliştirerek atıkları ayrıştırıcı ve arındırıcı teknolojiler kullanmak gerekiyor.

Ülkemizde herkes üzerine düşen görevi bilir ve bilinçli bir şekilde su tüketimi yaparsa su kirliliği de büyük ölçüde azalır. Gemilerin atıklarını denize bırakmalarını ve insanların da yiyecek ve içecek artıklarını denize atmasına engel olmak gerekir.

Temiz bir doğa, mutlu ve sağlıklı nesiller için gereklidir. Çocuklarına daha yaşanabilir bir dünya bırakmak isteyen her insan bu bilinçle hareket etmelidir.

Tarımsal Faaliyetlerin Neden Olduğu Su Kirliliği

Tarımsal faaliyetleri tarla-bahçe tarımı ve hayvancılık olarak iki başlık halinde inceleyebiliriz. Gerek tarla ve bahçe tarımı için kullanılan doğal ve yapay gübreler, pestisitler, toprağın işlenmesi ve gerekse hayvancılık yaparken oluşan atıklar suların kirlenmesine sebep olmaktadır.

Nitrat ve Fosfatlı Gübrelerin Kullanımından Kaynaklanan Sorunlar:

Nitrat kaynaklı kirlenmelerin temel olarak dört ana kaynağı vardır.

  1. Tarımsal faaliyetlerde kullanılan azot kaynaklı gübreler
  2. Çorak alanlarda doğal olarak meydana gelen azot bağlanması
  3. Topraktaki organik maddenin nitratın olmadığında bozulması
  4. İnsan ve hayvan atıkları neticesinde oluşan bozulmalardır.

TARIM

  • Toprak işleme faaliyetleri sonucunda; toprağın özellikle en üsteki verimli kısmının tutunma gücü azalmaktadır. Bunun yanında toprağın yanlış işlenmesi de bu olayı teşvik etmektedir. Üst kısımlarda bulunan bu verimli tabaka yağış ve rüzgarlarla taşınarak akarsu, göl ve denizlere kadar ulaşmakta, sedimentasyona hem de fosfor yönünden zengin olduğu için organik madde birikimine, ötrofikasyona sebep olmaktadır. Bu nedenle uygun toprak işleme metotlarının seçilmesi gerekmektedir.
  • Ötrofikasyonu önlemek için gereksiz ve aşırı gübre kullanılması önlenmelidir.
  • Tarım politikalarında ve uygulamalarında köklü değişimler gerçekleştirilmelidir.
  • Tarımda damla sulama sistemleri yaygınlaştırılmalı, su kaybı azaltılmalıdır.
  • Tarımsal amaçlı kullanılan sular alıcı ortama verilmeden önce alınması gereken tedbirler kullanım esnasında veya kullanımdan hemen sonra alınmalıdır.
  • Çevreci tarım uygulamaları geliştirilerek bunların uygulanması için çiftçilerin eğitilmesi konusunda çalışmalar yapılmalıdır.

Yapay ve Doğal Gübreler

Tarımda verimi artırıcı unsurlardan birisi de gübrelemedir. Özellikle herhangi bir analize tabi tutulmadan bütün tarım topraklarına uygulanan yapay gübreleme ile toprakta azot ve fosfor birikimine sebep olunmakta, bitkiler tarafından tamamen alınamayan bu bitki besin maddeleri yağmurlarla yıkanarak akarsu ve göllere taşınmaktadır.

Belirli miktarlar dahilinde tüm canlılar için yararlı olan bu elementler belli dozların üzerine çıkıldıkça kirletici rol oynamaktadırlar. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi fazla miktarlardaki fosfor sularda ötrafikasyona fazla miktarlardaki azot ise toksikasyona (Azot zehirlenmesine) ve su canlılarında toplu ölümlere sebep olur.

HAYVANCILIK

Verimli bir hayvancılık için sap, saman, melas, küspe vb. pelet yemler kullanılmaktadır. Kullanılan bu yiyeceklerin çok büyük bir kısmı hayvanlar tarafından tüketilse de bir kısmı ahır ve ağıllarda hayvanların dışkılarına karışmaktadır.

Bu gübreler ya bir yerde biriktirilmekte ya da tarım arazilerinde kullanılmaktadır. Yağışlarla birlikte yüzeysel sulara kadar taşınabilen hayvani gübre ve karışımların su kaynaklarının kirlenmesinde önemli bir etken olmaktadır. Bunu önlemek için hayvancılığın yoğun bir şekilde yapıldığı yerlerde atık suların deşarjından önce arıtılması yoluna gidilmelidir.

Tarımsal Mücadele İlaçlarından (Pestisitler) Kaynaklanan Kirlilik

Tarımda verimi ve kaliteyi artırmanın en temel şartlarından biri de yabani otlarla, mantar ve böceklerle mücadele etmektir. İşte bu amaçla kullanılan zirai mücadele ilaçları (pestisitler) suda güç parçalanabilen birleşiklerdir. Birikme özelliğine sahip bu bileşiklerin yarılanma ömürleri de çok uzundur. Tıpkı ağır metaller gibi canlı bünyesinde birikim yaparak toksik etkilere sebep olurlar.

Pestisitlerin sebep olduğu bu kirletici unsurların en aza indirilmesi çok iyi bir tarım politikasına ve çiftçilerin eğitilmesine bağlıdır. Eğitilmiş bir çiftçi boş pestisit kaplarını tarlaya gelişi güzel atmayacak, gereğinden fazla ilaç kullanmayacaktır. Yapılan bazı araştırmalar tarımın yoğun olarak yapıldığı bölgelerde kıta içi yüzeysel su kaynaklarının kirlenmesinde pestisitlerin önemli ölçüde etkisi olduğunu ortaya çıkarmıştır.

PESTİSİTLERİN YARATTIĞI SORUNLAR

Pestisitlerin su kaynaklarının kirlenmesinde çok önemli bir rolü vardır. Ot ilaçları (herbisitler) ve solucanlar (nematisitler) direk toprağa uygulandıkları için yeraltı su kaynaklarını kirleten en önemli pestisitler olarak kabul edilmektedir. Birçok pestisit sağlık ve çevre açısından potansiyel olarak zararlı olsa da önemli olan pestisitleri iki grupta toplamak mümkündür. Bunlardan birincisi hidrokarbonlar ve ikincisi de organofosfatlardır.

Pestisit uygulama işlemindeki kullanılan pestisit miktarı, zamanlaması ve uygulama yöntemi pestisit kirlenmesi sorununun oluşmasında oldukça önemlidir. Ne kadar çok pestisit kullanılırsa yeraltı sularının kirlenme ihtimali de o kadar çok olmaktadır.

Yeraltı ve yüzey sularında pestisit kaynaklı kirlenmelerin önüne geçilebilmesi için alınabilecek önlemlerin başında pestisitlerin sadece gerekli olduğu durumlarda kullanılması, kullanım talimatlarına göre zamanında ve gereken oranda kullanılması, pestisitlerin sadece hedef bölge için kullanılması, pestisit uygulamasından sonra sulamadan kaçınılması ve Entegre Mücadele Yöntemleri vardır.

ENDÜSTRİYEL KİRLETİCİLER

Sanayi Atıklarının Neden Olduğu Kirlilik

Sanayi ürünlerinin katı atıkları ile kirletmenin yanı sıra sıvı atıkları ile doğrudan su kirliliğine yol açmaları en yaygın görülen bir durumdur. Farklı sanayi atıklarındaki kirleticilerin suya olan etkileri de farklı olmaktadır.

Bazı kirleticiler suyun fiziksel özelliklerinin değişmesine neden olurken bazıları da fizyolojik, kimyasal ve biyolojik özelliklerin değişmesine neden olurlar. Petrol rafinerileri, kâğıt sanayi, tekstil sanayi, metal sanayi, kimya sanayi, gıda sanayi ve deri sanayi gibi endüstri tipleri kirleticilik bakımından ön sırayı alırlar.

Kimyasal Kirlilik

Suların kimyasal olarak kirlenmesi; suyun ekolojik dengesinin bozulması, oksijen bilançosunun değişmesi ve canlı yaşamını tehdit eder hale gelmesi demektir. Su kaynaklarının kimyasal olarak kirlenmesi organik ve inorganik maddelerin suya karışması ile ortaya çıkar.

Tekstil, kâğıt sanayi, gıda sanayi, mezbahane artıkları, zamk ve jelatin sanayi atık ve atık sularının hiçbir arıtıma tabi tutulmadan doğrudan su alıcı ortamına verilmesi sonucunda sularda kimyasal kirlenmeler ortaya çıkar. Ağır metallerden kurşun, kadmiyum, civa, bakır, vb. lerinin suya karışması durumunda bu suyu kullanan canlılar için zehirlenmeler ve toplu ölümler kendini gösterir.

Deterjan vb. yüzey aktif maddelerin oluşturduğu inorganik kirlilik, su kaynakları açısından organik kirliliğe oranla daha da ciddi sorunlar doğurmaktadır. Mesela; deterjanlar suların üzerinde köpürerek suların havalanmasını engellemekte, suyun ekolojik dengesini aşarı derecede bozmaktadır.

Evsel ve endüstriyel atıkların su kaynaklarını kirletmemesi için gerekli alt yapı yatırımları yapılmalıdır.

  • Planlanan tüm Su altyapı projeleri olası iklim değişikliği etkilerini (aşırı yağışlar nedeni ile oluşacak taşkın ve sel felaketleri) dikkate almalıdır.
  • Yeraltı sularının kullanımı en az düzeye çekilmelidir.
  • Kaçak su kullanımına son verilmelidir. Kaçak sulama kuyuları kapatılmalıdır.

Fiziksel Kirlilik

Fiziksel kirlilik; suyun renk, bulanıklık, sıcaklık gibi özelliklerinin değişmesi anlamına gelir. Böyle bir kirliliğe özellikle soğutma suyuna ihtiyaç duyan termik santrallerin yol açtığı söylenebilir. Bu duruma kısaca atık ısı kaynaklı kirlilik de denilebilir.

Isı Kirlenmesi

Su kitlesinin sıcaklığını artırıcı katkılar ısı kirlenmesi olarak adlandırılır. Elektrik santrallarında ve diğer endüstrilerde makinaların soğutulması amacıyla su kullanılmakta bu su herhangi bir biyolojik kirlenme olmadan diğer su kaynaklarına verilseler bile o suyun sıcaklığını artırmaktadır. Bunun sonucunda suda yaşayan birçok bitki ve hayvan ölebilmektedir.

Termal Kirlilik

Termal kirlilik, doğal bir alanın ısısının alçaltılıp yükseltilmesiyle beliren insan nedenli bir kirlilik türüdür. Bu kirliliğin en bilinen nedeni, enerji santrallerinde su havzalarından soğutucu olarak su çekilmesi ve ısınan suyun su havzalarına geri akıtılmasıdır.

Fizyolojik Kirlilik

Suyun tadının ve kokusunun değişmesi anlamına gelen bu kirlilik türü bazı sanayi atıklarında bulunan amonyum türevleri, fenoller vb. kimyasal maddelerin suya karışımı neticesinde oluşur. Suyun doğal tadı ve kokusu değişik kullanılamaz hale gelir. Bu duruma en güzel örnek; soğuk hava depolarında kullanılan amonyak ya da freon gazlarının sulara karışması durumunda, o bölgede çok ağır bir koku ve suda yaşayan canlılarda toplu ölümlerin görülmesidir. Bu tür hadiselerin oluşumu ya dikkatsizlikten ya da sorumsuzluktan kaynaklanmaktadır.

Biyolojik Kirlilik

Su alıcı ortamlarının; mikroorganizmalar diye adlandırılan bakteri, virüs, mantar vb. hastalık yapan (Patojenik) canlılar tarafından kirletilmesidir. Söz konusu mikroorganizmalar sulara genellikle insan ve hayvan dışkılarından geçmektedir. Bundan dolayı mezbahane vb. kesimhanelerde hayvan dışkıları titizlikle toplanmaz ve işyeri yıkama sularına karışırsa bu kirleticiler su alıcı ortamlarına kadar ulaşabilir. Böyle suların içme ve kullanma suyuna karışması durumunda canlılarda farklı hastalık riskleri ortaya çıkabilir.

Radyoaktif Kirlilik

Nükleer denemeler ve nükleer santraller nedeniyle atmosferde biriken radyoaktif maddeler, yağışlarla yeryüzüne düşerek su kaynaklarına karışmaktadırlar. Bu yoldan doğal su döngüsüne giren radyoaktif maddelerin yanı sıra nükleer santrallerde meydana gelen sızmalar radyoaktif maddelerin doğrudan suya karışmasına neden olmaktadır. Uranyum elementinin işlenmesi sırasında oldukça fazla katı atık ortaya çıkar. Nükleer enerjinin yüklenmesinde ortaya çıkan atıkların hidrolojik döngüye karışması ve aynı zamanda stoklanmak zorunda olan katı atıklar başlıca birer sorundur. Üstelik söz konusu elementin yarılanma ömrü çok uzundur ki uzun süre stoklamak gerekir. Ayrıca santrallerin soğutulması esnasında da atmosfere radyoaktif atıklar karışmaktadır.

Kentsel ve Evsel Atıkların Neden Olduğu Kirlilik

Nüfus hareketleri dolayısıyla kentsel yerleşmeler, sayı ve nüfus yoğunluğu bakımından sürekli artış göstermekte, çöp gibi katı kanalizasyon atıkları gibi atıklar da nüfus yayılmasına paralel olarak artmaktadır. Evsel katı atıklar ya da kanalizasyon alt yapı sistemleri yerleşim yerinin coğrafi konumuna göre ya da doğrudan deniz, göl ve akarsulara verilmekte ya da yeraltı sularına karışacak biçimde doğrudan toprağa bırakılmaktadır. Toprak alıcı ortamına bırakılsa da neticede su kaynaklarına karışmaktadır.

Kullanılabilir yüzeysel suyun %50’si, içilebilir nitelikteki suyun %80’i ormanlık havzalarda üretilmektedir.

Ormancılık

  • Ülkemizdeki kullanılabilir yüzeysel suyun %50’si, içilebilir nitelikteki suyun %80’i ormanlık havzalarda üretilmektedir.
  • Ormanların hidrolojik fonksiyonlarından yararlanarak su üretim kapasitesinin ve su kalitesinin arttırılması
  • Baraj havzalarında erozyon ağaçlandırma ile önlenmelidir.
  • Nehir kıyılarında kıyı kenar ağaçlandırması yapılmalıdır.
  • Orman tahribatının önüne geçilmeli, yanlış arazi kullanımlarına son verilmelidir.

Su Kirliliği ve Neden Olduğu Hastalıkları” ile ilgili yorumlar;

  1. Ethic Water dedi ki:

    Su kirliliği hangi sağlık problemine yol açar?

    Su kirliliği, deniz, okyanus, göl, nehir gibi belirli su birikintilerinde meydana gelen kirliliğe verilen genel isimdir. Su kirliliği genel itibarı ile su birikintisi içerisinde yaşayan tüm canlılara zarar verirken, türlerin ve biyolojik toplulukların da yok olmasına neden olabilmektedir. Çağımızın en önemli problemlerinden bir tanesidir. Yol açabileceği sorunlar günümüzde gözler önünde bulunmakta ve çeşitli önlemler alınmaktadır.

    Su kirliliği,

    • Cilt hastalıkları,
    • Astım,
    • Biyolojik birikim,
    • Besin zehirlenmeleri
    • sorunlarına yol açabilmektedir.
  2. Ethic Water dedi ki:

    Su kirliliğinin sebepleri nelerdir?

    Günümüzde su, elde edilmesi güç, pahalı ve kıt bir doğal kaynak haline gelmiştir. Bu durumun ortaya çıkışının sebebi, su kaynaklarındaki her hangi bir azalma değildir. Mevcut su kaynaklarının bir kısmında görülensu kirlenmesi problemleri, nüfus artışı, kentleşme ve endüstrileşmeye paralel olarak su tüketiminin hızla artmasıdır. Su kirlenmesi dünyada üzerinde en çok konuşulan, araştırma yapılan ve büyük miktarlarda yatırım harcamaları ile önlenmeğe çalışılan bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır.Yeryüzündeki sular güneşin sağladığı enerji ile sürekli bir döngü içerisinde bulunur.Bu döngüye “hidrolik çevrim” adı verilir.

    İnsanlar yaşamsalve ekonomik gereksinimleri için, suyu bu döngüden alır ve kullandıktan sonra tekrar aynı döngüye iade ederler. Bu süre sırasında suya karışan maddeler, suların fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini değiştirerek “su kirliliği” olarak adlandırılan olguyu ortaya çıkarır. Söz konusu özellik değişimleri, aynı zamanda sularda yaşayan çeşitli canlı varlıkları da etkiler. Böylece su kirlenmesi sucul ekosistemlerin etkilenmesine dengelerin bozulmasına ve giderek doğadaki tüm suların sahip olduğu kendi kendini temizleme kapasitesinin azalmasına veya yok olmasına yol açabilmektedir. Su kirliliği, su ortamının doğal dengesinin mineral oranı, tat, berraklıkasılı partiküllerin bozulmasıdır.

    Su Kirliliğinin sebepleri:

    Su kirliliği, ev ve endüstri atıklarının su ortamına, arıtılmaksızın boşaltılmaları; tarımda verimliliği arttırmak amacıyla doğal ve yapay maddelerin su ortamına taşınmaları gibi sebeplerle ortaya çıkmaktadır. Dünyanın büyük kesiminde su kaynakları fazlasıyla yıpratılmaktadır. Endüstri atıkları, kanalizasyon suları, tarımsal amaçlı kullanulan sular; nehirleri, gölleri kimyasal maddelerle ve atıklarla aşırı bir şekilde doldurmakta ve su kaynaklarını zehirlemektedir. Toprak kayması sebebiyle barajlar ve nehirler dolmaktadır. Ülkemiz üç tarafı denizlerle çevrili olduğundan, deniz kirliliği memleketimiz için çeşitli alanlarda önem kazanmaktadır.

    Yaşadığımız ortamın bir parçası olan denizlerden doğal yapısını bozmadan yararlanmak gerekmektedir. Ulaşım, taşımacılık, turizm, savunma, iklim, coğrafya, beslenme, gibi konularda denizlerimizden yararlanılmaktadır. Bu kullanım çeşitlerinden bir kısmı korumayı amaçlamaktadır. Denizlerin alıcı ortam olarak kullanılmaları, taşımacılık, turizm amacıyla kullanımı kirliliğe neden olmaktadır. Atık maddelerin, arıtılmadan veya kısmen arıtılarak alıcı ortama verilmesi, deniz kazalarından meydana gelen akıntılar, özellikle petrol akıntıları akarsulardan denizlere ulaşan tarımsal veya endüstriyel atıklar denizlerin kirlenmesine neden olmaktadır. WHO, yüzeysel sularda kirletici etki yapabilecek unsurları şöyle sıralamaktadır.

    • Bakteriler, virüsler ve diğer hastalık yapıcı canlılar,
    • Organik maddelerden kaynaklanan kirlenme: Ölmüş hayvan ve bitki artıkları ile tarımsal artıkların yüzeysel sulara karışması sonucunda ortaya çıkan kirlenme)
    • Endüstri atıkları: Çeşitli endüstrilerden çıkarlar ve fenol, arsenik, siyanür, krom, kadmiyum gibi toksik maddeler içerir.
    • Yağlar ve benzeri maddeler,
    • Sentetik deterjanlar,

    Radyoaktivite: Nükleer atıkların yeraltında veya denizaltında çok uzun zaman boyunca saklanması için kullanılan kaplardan kaynaklanabilecek sızmalar, bu maddelerin oluşturabilecekleri toksik etkiler açısından önemlidir.Atmosferde yapılan nükleer silah denemeleri sonucunda ortam radyoaktivitesi, yağmur sularını da kirletmekte ve bunun sonucu olarak yüzeysel sular, radyoaktif kirlenmeye uğrayabilmektedir,

    Pestisitler: Bu yapay organik maddeler, zararlı böcek, bitki ve mantarlarla mücadelede kullanılmaktadır. Uygulamada genellikle insanlara zararlı olmayacak derecede düşük oranda verilmesine rağmen, uzun süre bu maddelere maruz kalındığında zararlı etkileri görülmektedir.

    Yapay organik kimyasal maddeler: Bu maddeler formostik petrokimya ve zirai kimya endüstrilerince giderek artan miktarlarda üretilmektedir. Bu yapay maddeler yerlerini aldıkları doğal maddelere göre biyolojik olarak daha zor bozulurlar,

    Yapay ve doğal tarımsal gübreler,

    Atık ısı: Tek geçişli soğutma suyu sistemlerine sahip termik santraller, yüzysel sulara büyük miktarda atık sıvı verir.

    Suyun sıcaklığının artması, bir yandan doğal arıtma süreçlerini hızlandırırken, öte yandan oksijen sudaki doygunluk derişimini azaltır. Böylece anaerobik duruma geçişi kolaylaşabilir. Sıcaklığı artmış suyun içme suyu olarak kullanımı da uygun değildir.

  3. Ethic Water dedi ki:

    Su kirliliği nedir Nelere sebep olur?

    Su kirliliği:göl, deniz, okyanus gibi su barındıran havzalarda görülen bir kirlilik çeşididir. Su kirliliğinin her çeşidi kirliliğin bulunduğu havzanın içinde ve çevresinde yaşayan hayvanlar için bir faktörüdür. Su kirliliği içinde zararlı maddelerin bulunduğu atık suların yeterli bir arıtmadan geçmeden havzalara bırakılmasıyla oluşmaktadır. Su Kirliliğinin SonuçlarıSalgın hastalıklara neden olmaktadır.Tarımsal faaliyetlerde kaliteyi azaltır.Hayvanların gelişimini yavaşlatır.Ormanların, ağaçların büyümesine ve gelişmesine engel olur.Bütün bunlar sonuç olarak insanların ölümüne neden olur.

  4. Ethic Water dedi ki:

    Kolera , sarılık , tifo gibi hastalıklar su kirliliği sonucu mu görülür?

    Kolera, sanlık, tifo ve ishalde bu hastalıkları yapan mikroorganizmaların yaşadığı ortam doğrudan atık ve pis sulardır. Amipli dizanteri, basilli dizanteri ve paratifo hastalıklar da genellikle atıksulann taşıyıcılığı ile insanlara bulaşan hastalıklardır. Bu hastalıklar hemen hemen bütün ülkelerde yaygındır. Atıksulann içme suyu kaynaklarına karışması yoluyla insanlara bulaşmaktadır.

    Çocuk felci ve tularemi denilen ateşli hastalıklann da muhtemel olarak taşıyıcıları atıksulardır. İstenildiği kadar temiz çevre sağlanırsa sağlansın içme sularının yeteri kadar temiz olmadığı, atıksularla kanştığı yerlerde görülen hastalıklardan bir diğer grubu da mantar, uyuz, tifüs ve trahom hastalıklarını oluşturmaktadır. Bunlardan trahom yine atıksularla bulaşan ve körlüğe neden olan bir hastalıktır.

    Mafsal humması, beyin iltihabı, filarrasis, sıtma ve san humma hastalıkları yapan mikroorganizmalar için de kirli sular iyi bir yaşama ve çoğalma ortamıdır. Bu hastalıklar, kirli sulardan kaynaklanan sivrisinekler yoluyla insanlara bulaşmaktadır.

    Yukanda sayılan tüm bu hastalıklar sonuçlan sakatlığa ve ölüme kadar varabilen, tehlikeli ve sakınılması gereken hastalıklardır.

  5. Ethic Water dedi ki:

    Su Kirliliği – Su Kirliliğinin Zararları Nelerdir ?

    Doğrudan hastalık nedeni olabileceği gibi bazı hastalıkların yayılımını da kolaylaştırabilen bir kirlilik çeşidi olan su kirliliği başta kanser hastalığı olmak üzere kalp, kronik solunum yolu hastalıkları ve diğer hastalıklara yol açarken, gelişim ve sinir sistemi bozuklukları ile bağışıklık sistemi rahatsızlıklarına da neden olabilmektedir.

    Tarımsal alanlarda üretimi artırmak amacıyla kullanılan kimyasal gübreler, zararlı böceklere karşı kullanılan ve içeriğinde civa, kurşun ve diğer ağır metaller bulunan kimyasal zehirler, yağmur suları ile toprak altına geçerek yeraltı sularının kirlenmesine neden olabilmektedir. Akıntılarla yüzeysel sulara ve su havzalarına ulaşan bu kimyasal maddeler akarsulardaki canlı hayatının da sona ermesine sebep olmaktadırlar. Özellikle civa ve radyoaktif madde gibi tehlikeli maddeler gerek deniz canlılarının yapısında gerekse bitkilerin yapısında birikerek insanoğlu ve diğer canlılar tarafından tüketildiği zaman zararlı etkiler görülmektedir. Özellikle tarımda kullanılan kimyasal maddelerle kirlenen suda bulunan “nitrat” çocuklarda ciddi hastalıkların görülmesine sebep olabilmektedir.

    Lağım suları ile kirlenen sularda bakteri ve virüs oranı artarak tifo, dizanteri, hepatit, kolera ve diğer önemli bulaşıcı hastalıkların bu yolla yayılımına sebep olmaktadır.
    Besinlerin bileşiminde doğal olarak bulunan nikel maddesinin, kirli atıkların sulara karışması ve bitkiler tarafından alınmasıyla bitki yapısındaki miktarı önemli derecede artmaktadır. Bu tür bitkilerin tüketilmesiyle fazla miktarda nikel maddesi vücuda alınmakta ve buna bağlı olarak böbrek yetmezliği, karaciğer bozukluğu ve bazı kanser türlerinin oluşumuna neden olabilmektedir.

    Çeşitli nedenlerle havada yoğun olarak bulunan kurşun oksit havadan su kaynaklarına ve dolayısı ile besinlere bulaşarak tüketilmeleri sonucu insan sağlığına zararlı etki gösterebilmektedir. Bu elementin özellikle ağız, yemek borusu, akciğer, meme, kalınbağırsak gibi önemli kanser türlerinin oluşumunda da rol oynadığı gösterilmiştir. Eski su dağıtım sistemlerinde kullanılan kurşunun çocukların sinirsel gelişimini, büyümeyi olumsuz etkilediği ve davranış bozukluklarına yol açtığı gösterilmiştir.

    Canlı yaşamı ve dünyanın doğal dengesi için gerekliliği tartışmasız olan suyun çeşitli nedenlerle kirletilmesi sonucu gerek çevreye gerekse canlı ve insan yaşamına verdiği zararlar oldukça önemlidir. Bu bilinçten yola çıkarak, yaşamımızı önemli oranda etkileyen su kirliliğini önleyebilmek için yapılması ve alınması gereken önlemler bulunmaktadır. Öncelikle su kirliliğinin önemli bir nedeni olan tarım ilaçları ve yapay gübreler tarım alanlarında rast gele değil, yetkili kuruluşların önerisine göre kullanılmalıdır. Sanayi kuruluşlarının atıkları arıtılmadan akarsulara ve diğer su kaynaklarına boşaltılmamalıdır.

    İçme ve kullanma suyu olarak yararlanılan su kaynakları dışarıdan insan ya da hayvanların girmesini engelleyecek biçimde çevrelenerek kirlenmenin önlenmesi gerekmektedir. Kaynak sularının bulunduğu beslenme bölgelerinde endüstri kuruluşları, hayvan barınakları ve çiftlikler kurulmamalıdır. İçme ve kullanma suyu havzaları içerisinde ve civarında suların kirlenmesine neden olabilecek faaliyetler yapılmamalıdır. İçme sularının şebeke sistemi ile dağıtıldığı durumlarda klor, ozon vb. gibi dezenfekte edici maddelerle mikroplarından arındırılması gerekmektedir.

  6. Ethic Water dedi ki:

    Kirli sular, ishal, kolera, dizanteri, tifo ve çocuk felci gibi hastalıkların yayılmasına neden oluyor. Kirli suların içme suyu olarak tüketilmesinin yol açtığı hastalıklar nedeniyle her yıl dünyada 502 bin kişi yaşamını yitiriyor.

    Her gün yaklaşık bin çocuk, önlenebilir, su ve temizlikle bağlantılı ishal gibi hastalıklar nedeniyle yaşamını yitiriyor.

    Su kirliliği, sadece insan yaşamını değil, okyanuslardaki hayatı da ciddi anlamda tehdit ediyor.

    İnsanların ürettiği atık suların yüzde 80’inden fazlası arıtılmaksızın nehirlere veya denizlere salınıyor. Organik materyallerin ayrışması suda çözünen oksijen miktarının azalmasına yol açıyor. Suların ısınması da suda çözülü oksijen miktarını düşüren başka bir faktör. Okyanuslarda çözülü oksijen miktarının düşmesi suda yaşamı öldürüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir